SEÇİLMİŞLİK TEOLOJİSİ

SEÇİLMİŞLİK TEOLOJİSİ

(Peygamber ile zâlim arasındaki ince ama hayatî fark)

“Biz seçildik” cümlesi, tarihte iki ağızdan çıkmıştır. Birinden hidâyet, ötekinden felâket doğmuştur.

Aynı cümle…

Ama iki zıt istikâmet.

Bu yüzden mesele cümlenin kendisi değil; bu cümlenin ne ürettiğidir.

Seçilmişlik, Delil mi, Emânet mi?!.

Zâlim için seçilmişlik, meşrûiyet belgesidir.

“Biz buradaysak, Allah istediği içindir.”

“Bize karşı çıkmak, Allah’a karşı çıkmaktır.”

Buradaki seçilmişlik, gücü kutsar, itirazları bastırır, hesabı iptal eder; yani burada seçilmişlik, delil yapılır.

Peygamber için seçilmişlik, emânettir.

“Bu söz benim değil.”

“Ben sadece tebliğ ediyorum.”

“Yanılırsam Beni uyarın.”

Buradaki seçilmişlik, kişiyi arka plana iter, mesajı öne çıkarır ve hesabı ağırlaştırır.

Seçilmişlik Kime = Kimin İşine Yarıyor?!.

Bu, en ayırt edici sorudur.

Seçilmişlik :

• Konuşana güç kazandırıyorsa, zulme ve zâlimliğe yol açar.

• Muhatabı sorumlu kılıyorsa, adâlet üretir, Peygamberîdir.

Firavun’un, Emevî, Abbasî sultanlarının ve onların modern türevlerinin “seçildik” demesi; onları, dokunulmaz; halkı, mahkûm ve mahrum yapar.

Peygamberin “seçildim” demesi ise Onu hedef yapar, yalnızlaştırır, tehdit altına sokar. Seçilmişlik, Peygamberi korumaz, yıpratır.

Dokunulmazlık Üretimi ve Hesap Bilinci

Zâlim seçilmişliğini şuna bağlar : Bana soru = hesap sorulmaz.

Peygamber seçilmişliğini şuna bağlar : Ben de sorgulanırım.

Kur’an’da Peygamberler uyarılır, ikaz edilir, hataları yüzlerine vurulur. Çünkü mesaj korunacaksa, Elçi küçülmelidir.

Zâlim ise tam tersini yapar. Kendini büyütür, bunun için Allah’ın adını kendine zırh yapar.

Seçilmişlik ve İktidar İlişkisi

Zâlim, seçilmişliği sonuçtan okur : İktidar bizdeyse, hak da bizde.

Peygamber ise seçilmişliği yük olarak taşır : Bu görev Beni bağlar.

Kur’an’ın mantığı nettir. Güç, haklılık değil, imtihandır.

Bu fark silindiğinde, kader, zulmün bahanesi olur.

Peygamber Neden “Seçildim” Demek Zorundadır?!.

Aksi hâlde Mesaj, kişisel bir görüş olarak algılanacaktır.

Peygamber “seçildim” derken şunu söyler : Bu söz Benim üretimim değil; Ben, Beni aşan bir Güce karşı sorumluyum. Yani, buradaki seçilmişlik, otorite kurmak için değil; otoriteyi kendinden uzaklaştırmak içindir.

Son Söz

Zalim : Bana uyduğunuz için haklısınız, der.

Peygamber : Haklı olmak istiyorsanız Bana uyarsınız, der.

Biri, itaati haklılığın ölçüsü yapar; öteki, hakkı itaatin ölçüsü.

Seçilmişlik, Peygamberde emânet; zâlimde meşruiyet kılıfıdır.

Peygamber seçildiğini söyleyerek kendini bağlar. Zâlim seçildiğini söyleyerek sizi/bizi bağlar.

Bu fark görülmeden, ne din arınır ne siyaset ne de iman.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP