VAKAR NEDİR?!.

VAKAR NEDİR?!.

Ağırbaşlılık. Haysiyet. Şeref. Izzet.

Vakar, insanın kendini büyütmesi değil, kendini merkezden çekmesidir.

Vakar, özgüven değil, kişinin dayandığı yeri bilmesidir.

Modern zihin vakarı özgüvenle karıştırır. Oysa özgüven, benliğin sağlamlığına yaslanır; vakar ise benliğin emânet olduğunu bilmeye.

Vakar sahibi insan yüksek sesle konuşmaz; çünkü hakikat bağırmaz.

Vakar sahibi insan her tartışmaya girmez; çünkü hakikat savunmasız değildir.

Vakar sahibi insan kendini ispat etmeye çalışmaz; çünkü değerini insanların onayından almaz.

Vakarın kökü şuradadır : “Ben mülkün sahibi değilim.”

Nefes benim değil. Akıl benim değil. İmkân benim değil. Ben, bana verilen emâneti taşıyorum.

Bu bilinç iki şey üretir : Hafiflik ve Ağırlık.

Hafiflik, yükün tamamı bende değil; ağırlık, emâneti hafife alamam, demektir.

Vakar, izzetle de karıştırılır.

İzzet kırılabilir, itibar zedelenebilir, unvan geri alınabilir ama vakar, iç merkezde kurulur.

Bir insan gerçekten haksız çıktığında dağılmıyorsa, haklı çıktığında taşmıyorsa, işte orada vakar vardır.

Vakar, sessiz cesarettir; bağırmadan doğruyu söyleyebilmektir.

Yalnız kalmayı göze alabilmek ama bunu yaparken kibir üretmemektir.

En zor denge buradadır. Cesur olmak ama sert olmamak. Sessiz olmak ama korkak olmamak.

Vakarın düşmanı sadece kibir değildir, aynı zamanda gizli korkudur.

Kibir : “ben büyüğüm”; korku : “ya düşersem” der.

Vakar ise şunu söyler : “Ben tutuluyorum. = Beni tutan Bir’i var.”

Vakarlı insan, kendine güvenmez, Sahibine/Rabbine güvenir.

Rabbe sorumluluk bilinci, insanı büyütebilir ama bu büyüme egonun büyümesi değildir. Bu, taşıma kapasitesinin büyümesidir.

Vakar, sorumluluk ve güvendir.

Sorumluluk, tek başına insanı kasar. Güven, tek başına insanı gevşetir; ikisi birlikte insanı dengeler.

Vakar sahibi insanın alâmeti şudur : Övgü geldiğinde şımarmaz. Eleştiri geldiğinde dağılmaz. Haklıyken yumuşaktır. Haksızken kaçmaz. Çünkü merkez kendisi değildir.

Vakar, titrememek ve korkmamak değil, titremeyi ve korkmayı panik hâline getirmemektir.

İnsan titrer ve korkar. Çünkü bilir ki o titreme ve korkma, emânet bilincinin hassasiyetidir.

Eğer güven varsa, titreme ve korku sükûna/sekînete dönüşür.

İşte o zaman insan hem cesur hem sessiz olur.

Ve kimseye kendini anlatma ihtiyacı duymaz.

Vakar budur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP