HAVA TAHMİN RAPORU : TÛFAN GELİYOOR!...
Hava Tahmini : Tûfan Geliyor!...
Hepimiz aynı gemideyiz ve gemi batma riskiyle karşı karşıya. Eskiden tufan doğaydı; şimdi felaketler insan yapımı: nükleer ve kimyasal silahlar, ekolojik yıkım, iklim krizi… İnsanoğlu kendi elleriyle kendi felaketini hazırlıyor.
Bazıları felaket anında yalnızca Allah’a yönelir, bazıları hâlâ dünyevi bağlarına tutunur. Ama artık batışı beklemek yetmez; gemiyi kurtarmak için sürekli farkında olmak, Allah’ı hatırlamak ve toplumsal sorumluluğu da taşımak zorundayız. Felaketin yaklaştığını görmek, yalnızca katıksız iman için bir fırsat değil; modern tufanlardan kurtuluş için bilinçli ve sorumlu eylemler üretmek de gerekir.
Sanki hepimiz, Nuh’un oğlu gibiyiz.
Nuh, gemisini dağ başında hazırladı; halk onu alaya aldı, ciddiye almadı. Bugün bu gemiyi yapacak olanlar biziz : Bilinçli bireyler, sorumluluk alan topluluklar ve imanını her an diri tutmaya gayret edenler. Gemi yapımı önce düşünceyle başlar. Tasarım ve plan, zihinde şekillenir; felaketin farkında olmadan, sorumluluk düşüncesine yatırım yapılmazsa gemi inşa edilemez. Hazırlık ve farkındalık olmadan, gemi yapılmaz ve batış kaçınılmaz olur.
Unutulmamalıdır ki, gemiyi Nuh yaptı ama idaresi Onun değildi. İnşa ve hazırlık bizim sorumluluğumuzdadır; ama geminin gerçek kaptanı ve felaketin kontrolü Allah’ındır. İnsan yalnızca gayret gösterebilir; kurtuluş ve güven nihayetinde Yaratıcıya bağlıdır. Hazırlık yapan, hem kendi sınavını verir hem de teslimiyetle gemiyi güvenli kılmayı dener. Bu nedenle iman, sadece felaket anında ortaya çıkan katıksız bir yönelim değil, planlı, bilinçli ve teslimiyetle birleşmiş bir süreklilik eylemidir.
Bugün Nuh’un gemisi yalnızca fiziksel bir araç değil; düşünce, tasarım, iman, sorumluluk ve teslimiyet birleşimidir. Felaket kapıya dayanmadan harekete geçmek, hem bireysel hem toplumsal kurtuluşun yoludur.
Modern dünyada, diğer gemidekiler hâlâ geminin su aldığından bihaber eğleniyor; felaketin farkında değiller. İşte burada Hızır gibi hikmetli bir rehber devreye girer, felaketi açık eder ve gayreti doğru yöne sevk eder. İnsan gayret gösterir, hazırlık yapar; rehberlik ve hikmet de felaketi önlemeye katkıda bulunur.
Coğrafî olarak Cûdi’nin bulunduğu bölgeler bugün savaş, iç çatışma ve karmaşa içinde olabilir. Savaşın olduğu yerde düşünce ve hazırlık zorlaşır, ancak imkânsız değildir. Çünkü Cûdi metaforik olarak hazırlığın, bilinç ve sorumluluğun doruk noktasıdır. Modern dünyada “Cûdi”ye ulaşmak, felakete karşı hazırlıklı, sorumlu ve imanlı bir duruma ulaşmak demektir; bu, fizikî bir dağdan çok zihinsel, ruhsal ve toplumsal bir konumdur.
Ve son olarak, bugünden başlayarak, metaforik olarak bu gemiyi hazırlama yolunda her çivi ve her tahta, taşıdığımız sorumluluk kadar hayatîdir. Mevcut gemiden inmeden, yani o geminin tayfalığını reddetmeden, bu hazırlık yapılamaz. Ve unutmayalım. Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at da gemiyi ve tayfayı kurtarır. Her küçük katkı, zincirleme etkisiyle hayatîdir.
Önemli olan kurtuluşun kendisi değil; önemli olan kurtuluş için yapılan hazırlık ve gayrettir. Nuh ve tayfası kurtuldu, gemi batmadı ama bu onların ölümlerden korunacağı anlamına gelmedi. Asıl değer, öyle bir gemi için çivi ve tahtaları hazırlamak, sorumluluk taşımak ve gayret göstermektir.
Asıl kurtuluş ötede, Allah’ın iradesinde. Bugünkü gayret ve hazırlık, o kurtuluş için bir hazırlık ve sorumluluk.
Yorumlar
Yorum Gönder