BİR ÇIKARIM OLARAK İNSANIN ÖLÜMÜ

Bir Çıkarım Olarak İnsanın Ölümü

Bu yazı bir kehânet ve korku senaryosu değil. Mevcut eğilimlerin, kullanılan araçların ve benimsediğimiz rızaların mantıksal sonucu.

İnsan, giderek daha fazla ölçülüyor. Ölçülen şey sadece davranış değil; zamanla niyet, irade ve ahlâk da ölçülebilir sanılıyor. Bu noktada mesele teknoloji olmaktan çıkar; insanın nasıl tanımlandığı meselesine dönüşür.

Gözetimden Rızaya

Bugün telefonlarımıza aylık raporlar gönderiliyor :

  • Nerede bulunduğumuzu,
  • Ne aldığımızı,
  • Ne kadar yürüdüğümüzü,
  • Ne kadar ekrana baktığımızı, vs.

Bu gözetim gizli değil; aksine açık ve rızaya dayalı. “Kabul ediyorum” diyerek girilen bir düzen bu.

Ama rıza da masum değil. Çünkü bu rıza, kolaylık karşılığında irade devridir. İnsan, kendi davranış haritasını teslim ederken bunun sonuçlarını çoğu zaman düşünmez.

Suçun Dönüşümü : Fiilden Olasılığa

Klasik hukuk ve ahlâk şuna dayanır :

  • Yapmadın → suç yok.
  • Yaptın → hesap var.

Bu, imtihanın zeminidir.

Fakat veri temelli yönetimlerde suç, giderek fiil olmaktan çıkar, olasılığa dönüşür.

  • Henüz yapmadın ama yapabilirdin.
  • Niyetin yok ama profilin var.
  • Kararın yok ama modelin/profilin var.

İnsan artık yaptığından değil, yapma ihtimalinden değerlendirilir.

Bu noktada adâlet, yerini sigortacılık mantığına bırakır : Risk azaltma.

Peşin Yargılama

Olasılık rejiminde hüküm baştan verilir. Mahkeme kurulmaz. Delil aranmaz. Savunma istenmez. Çünkü ortada fiil yoktur ama sonuç vardır. Böyle olunca :

  • Kredi verilmez.
  • İmkân daralır.
  • Kapılar sessizce kapanır.

Bu, peşin yargılamadır. Bu yargı, hakikate değil, modele/profile bakar.

İnsan artık kendisi olarak değil; kendisine benzeyenlerin ortalaması olarak muamele görür.

Sindirme

Bu düzenin ikinci ayağı sindirmedir.

Ceza açık değildir; dağınık ve inkâr edilebilirdir. Kimse “yasak” demez ama :

  • İş olmaz.
  • Yol açılmaz.
  • İtibar aşınır.

Ve her şey şu cümleyle geçiştirilir : “Sistem böyle.”

Bu noktada sorumluluk buharlaşır ve itiraz edecek bir mercii kalmaz.

İnsan neyle suçlandığını bilmediği için, kendini de savunamaz.

İçselleştirilmiş Baskı

Peşin yargılama ile sindirme birleştiğinde baskı görünmezleşir.

Artık dışarıdan zorlamaya gerek yoktur. İnsan :

  • Daha az söylemeye,
  • Daha az sormaya,
  • Daha az denemeye başlar.

Çünkü bilir ki sistem bakıyor = izliyor.

Bu aşamada insan, kendi kendinin gardiyanı olur.

Niyetin ve Tövbenin İmkânsızlığı

Bu düzen, niyeti tanımaz. Çünkü niyet ölçülemez.

Oysa ahlâkın ve dinin merkezinde niyet vardır.

Aynı şekilde tövbe de anlamsızlaşır.

  • Veri silinmez.
  • Geçmiş affedilmez.
  • Hata kimliğe dönüşür.

Allah affeder; sistem unutmaz ve affetmez.

Bu, metafizik bir çatışmadır.

Çıkış Yolu : İnsanı Geri Çağırmak

Bu gidişat kaçınılmaz bir kader değildir. Sistem güçlüdür; fakat mutlak değildir. Çıkış, teknolojiyi kırmakla değil; insan tasavvurunu yeniden kurmakla başlar.

1) Ölçüye Mesafe Koymak

İlk adım, ölçülen şeyle özdeşleşmemektir.

  • Raporları kader belgesi gibi okumamak.
  • Skorları kimlik sanmamak.
  • “Ben buyum” dememek.

İnsan, veriden ibaret olmadığını ısrarla hatırlamalıdır.

2) Niyeti Savunmak

Ölçülemeyen şeyi savunmak bir direniş biçimidir.

  • Niyeti merkeze almak.
  • Görünmeyeni değersiz saymamak.
  • Hesaplanamayan iyiliği terk etmemek.

Bu, ahlâkı algoritmadan geri almaktır.

3) Fiil-Suç Bağını Israrla Korumak

En kritik hat burasıdır.

Suçun fiilden kopmasına rıza gösterilirse, insanlıktan da kopulur.

  • Yapılmamış şey için hükmü reddetmek.
  • Olasılığa göre cezayı normalleştirmemek.
  • Masumiyet karinesini savunmak.

Bu, hukuku değil; imtihanı savunmaktır.

4) İç Disiplini Fark Etmek ve Kırmak

İnsan kendi kendini sansürlediğini fark ettiği anda, zincirin bir halkası kopar.

  • Yanlış anlaşılır mıyım? korkusunu teşhis etmek.
  • Sessizliğin konfor olmadığını görmek.
  • İtaati erdem sanmamak.

Baskı görünmezse, direniş de görünmez olur.

5) Tövbe Hakkını Israrla Hatırlatmak

Veri dünyasının unutmamasına karşı insan, unutulma ve affedilme hakkını savunmalıdır.

  • İnsan, geçmişine mahkûm değildir.
  • Hata, kimlik değildir.
  • Yeni başlangıç mümkündür.

Bu, sadece dinî değil; insanî bir taleptir.

Son Söz

Eğer suç fiil olmaktan çıkarılıp olasılığa dönüştürülürse; adâlet değil, insan tasfiye edilir.

Ama insan, fiil-niyet-sorumluluk bağını koruduğu sürece tamamen yenilmez.

Bu metin bir kehânet de bir öngörü de değildir; yakın tehlikeyi gösterirken yolu da işaret eden bir çıkarımdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP