ZENB = GÜNAH
Zenb (= ذنب) : Günah. Suç. Çoğulu : zünûb = ذنوب
Zenebe, eklemek, ilâve yapmak, kuyruk takmak.
Varlık da varlığın işleyişi de mükemmel. Varlığın dengesini bozmak (da) suç, günah. Bu, azabı (= عذاب) gerektirir. (Azb/azbün (= عذب), aynı zamanda “tatlı” demek.)
Suçun cezası azaptır. Azap, acı ve eziyet/ezinç veren şeydir. Kitâb, azapla ateşi özdeşleştirir. Ateş, hem ışıtır = ışık verir, hem ısıtır, hem de yakar. Işık da ısı da göreceli = nisbîdir. Çook yoğun ışık, karanlık; çook yoğun ısı, soğuktur; çoook soğuk da (= zemherî de) yakar.
Cennette ne aşırı sıcak ne de aşırı soğuk var. = “Orada ne şiddetli bir sıcak ne de dondurucu bir soğuk görecekler.” = لَا يَرَوْنَ ف۪يهَا شَمْساً وَلَا زَمْهَر۪يراً
(76/13)
Zenb (= suç, günah), varlığa ve varlığı Var Eden’e karşı işlenen bir kötülüktür. Bu kötülüğü, şeytan ve şeytanlaşmış insan/lar işler. Varlıkta kötülüğü ortaya çıkaran/lar, Yaratıcı değil, yaratılan şeytan ve şeytanlaşmış insan/lar/dır. = “min şerri mâ halaq.” (113/2.)
Kötülük, Allah’tan = Allah tarafından değildir. “Hayrihî ve şerrihî min-Allah’i Teâlâ”yı “yanlış” anlıyoruz.
Nisâ 79 : “Size isâbet eden hayır (= iyilik, hasene), Allah’tandır ve size isâbet eden kötülükler (= seyyieler, şerler) ise kendinizdendir.”
Âl-i İmrân 165 : “Size bir musibet isâbet ettiğinde, bu bize neden isâbet etti, dersiniz. De ki: O sizin kendinizdendir.”
Kâf 29 : “Kullarım için Ben (kötülük yapan) bir zâlim değilim.”
Nisâ 40 : “Şüphesiz Allah zerre kadar haksızlık (= kötülük) yapmaz.” = اِنَّ اللّٰهَ لَا يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ
Nahl 35 : “Ortak koşan kimseler (= müşrikler) dediler ki : Eğer Allah isteseydi, biz de atalarımız da O’ndan başkasına kul olmazdık ve kötülük de işlemezdik. Onlardan öncekiler de böyle söylediler.”
“Nerede olursanız olun, sağlam kalelerde de olsanız, ölüm gelir sizi bulur. Onlara bir iyilik isâbet etse : bu Allah’tandır, derler. Onlara bir kötülük isâbet etse : bu Senin yüzündendir, derler. De ki : hepsi Allah’tandır. Bu halka ne oluyor ki söylenen sözü anlamaya yanaşmıyor.” (Nîsâ, 78.)
Nîsâ, 78’deki ‘hepsi Allah’tandır.’ ifâdesi/ibâresi, Allah’ın imtihan gereği insana kötülük de yapabilme imkânını vermesini ifâde eder. Bu imkânı insan, iyiye de (kötüye de) kullanabilir. Bu, kötülüğün (= şerrin) Allah’tan olduğu anlamına gelmez; kul, kötülüğü “ister = talep eder”, Allah da o kötülüğü (istemeyerek = rızâ göstermeyerek) yaratır. = “Allah, kullarının küfründen hoşnut olmaz.” = وَلَا يَرْضٰى لِعِبَادِهِ الْكُفْرۚ (39/7.)
Allah, günaha (= kötülüğe, şerre) rıza gösterseydi, günahtan uzak durun = günah işlemeyin!, der miydi?!.
Yorumlar
Yorum Gönder