YEREL, KÜRESEL ve EVRENSEL KÖTÜLÜK

Yerel düzeyden küresel ve evrensel düzeye doğru baktığımızda, kötülüklerin giderek azaldığını; tersinden (= evrenselden küresele ve yerele doğru) baktığımızda da kötülüklerin çoğaldığını söyleyebiliriz.

Evrende, büyük ölçüde iyilik; yerel ve küreselde kötülük hâkim gibi gözüküyor. Evrenin büyüklüğünü hesaba kattığımızda kötülük “yok denecek kadar” az; ama, bulunduğumuz yerden bakınca, kötülüğü çok görüyoruz.

Bu neyi gösterir?!.

Bakışımızı (= vizyonumuzu) genişletirsek, kötülüğü daha iyi anlar, kötülüğe ve zulme karşı sabrımızı güçlendiririz. Bu, aslâ kötülüğü önemsememek ve kötülük yapmak demek değil; büyüük kâinat içinde kötülüğün “küçücük”! olduğunu bilmek.

Bakışı (= vizyonu) geniş olanlar, evrende iyiliğin asıl/esas ve baskın (= hâkim) olduğunu; kötülüğün tâlî ve geçici olduğunu anlarlar; ve ona göre davranırlar. Bakışı (= vizyonu) dar olanlar, hem herkes kötülük yapıyor, ben yapınca da bişey olmaz, derler; hem de başlarına bir kötülük gelince sabredemez, yaygarayı basarlar.

Dar bakış açısına (= vizyona) sahip olmamız bizi pesimist (= kötümser); geniş bakış açısına (= vizyona) sahip olmamız da bizi optimist (= iyimser) yapar. Din (= İslâm), optimist (= iyimser) bakış açısına sahip insanlar içindir; pesimist (= kötümser) bakış açısına sahip insanlar, şeytanların (= tağutların ve putların) dostudur.

Kötülük (= şeytanlık), insana = insanın yaşadığı dünyaya has/mahsus bişeydir. İnsan, işlediği kötülüklerle dünyayı yaksa, bunların evrendeki ‘yeri ve değeri’!, denizdeki bir damla su kadar bile değildir.

Arşı titreten en büyük kötülük ise, şirktir; çünkü, evrende hâkim olan, şirk değil, Tevhîd’dir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP