NEREDEN NEREYE GELDİK?!.
Nereden Nereye Geldik?!. Bu metin, kimseyi korkutmak için değil; insanın kendi içine kulak vermesi için yazıldı. İlk insan, yanıldığında durdu; sözü kısa, yükü ağırdı : “Rabbena zalemnâ enfusenâ...” dedi. Ne şart saydı ne gerekçe üretti. Fiili üstlendi, emâneti kabul etti ve hata, itirafla kapandı. Bugünün insanı ise durmuyor; açıklıyor, yanlışını savunuyor, hatasını bağlama yerleştiriyor. Dil inceldi, mazeret çoğaldı. Suç yok gibi, ama sorumluluk da yok. Bugün isyan, açık değil; dağınık . Eskiden şeytan dışarıdaydı, düşmandı; şimdi içeride/n bir danışman gibi konuşuyor. Bu yaptığım ‘mantıklı, makul kaçınılmaz’ diyor. Eski insan, şeytanı düşman biliyordu; bugünün insanı, şeytanı danışmanı gibi dinliyor. O zamanlar insan, şeytanı Rabbinin kendisini imtihan için yarattığı bir varlık olduğunu biliyordu. Şimdiki insan, kendi yaptıklarının arkasına saklanıyor. “ Bu imkânları Sen bana verdin, ben de ürettim, yaptım. ” diyor; imtihanı imkâna, emâneti gerekçeye çeviriyor. ... Bazen bir söz kul...