INAD (= ﻋﻨﺎﺩ)
1. Doğruyu sadece ben bilirim diyen, gerçek doğruyu söyleyene itimat etmeyen, güvenmeyen. 2. Yanıldığı hâlde, yanılmamış gibi sözünde ve eyleminde ısrar eden. 3. Gerçek doğrudan taviz vermeyen.
1 ve 3, buluşur mu; buluşursa aralarındaki fark ne olur?!. 1 de, 3 de, doğruyu sadece ben bilirim demiyor mu, her ikisi de kendi doğrularında inat (= ısrar) etmiyor mu?!. Fark şurda : 1’deki kişi başka doğrulara kapalıdır; 3’deki kişi ise açıktır; o, her söze kulak verir, dinler ama her sözün en güzelini de bilir ve uygular/yapar. (Bknz. 39/18.)
2, yanılır, yanılgıda inat/ısrar eder, tövbe/nedâmet etmez.
1, şeytana; 2, insana; 3, ihsan sahibi Müslümana has bir tutumdur. 1 ile 3 arasında çok ciddî farklar vardır; ama onlar, “görünüş” itibarıyla bir noktada buluşurlar. Tıpkı, “iki yüzlü”! adam gibi; daire veya çember gibi!. Herkeste, her daire veya çemberde (hatta bir şekli olan her şeyde) iki yüz var : görünen ve görünmeyen yüz = zâhir ve bâtın yüz. 1’i temsil eden (şeytanî) yüz, kötü yüz; 2’yi temsil eden yüz, maskeli veya münafık yüz. Bu yüz, iyiliği kötülükle; kötülüğü iyilikle örter. (= küfr, örtmek demektir.) Kötülüğü iyilikle örtmek, başkası için olursa; iyi bişeydir ama kişinin kendisi için iyi bişey değildir. Çünkü, o kişi çoğunlukla kötülük yapar ama onu bir iyilik örtüsü ile örter. Kapitalistlerin Ramazanda iyilik örtüsünü kullandıkları gibi.
3’ü temsil eden yüzde, kötü pasiftir, güçsüzdür, içi boştur, sadece görüntü ve potansiyel olarak vardır, onda hep iyi baskındır, aktiftir; ama aradaki kanallar hepten de tıkalı değildir.
Siz hangi türden bir inatçısınız = inada sahipsiniz; 1 mi, 2 mi, 3 mü?!.
Yorumlar
Yorum Gönder