ÜMMÎ

Ümmî, bilgisini resmî okuma-yazmaya dayandırmayan, bu yolla aklını ve kalbini bulandırmayan cahil biri değil; aksine fıtrî okuma-yazmayla bilen biridir.

Şöyle : Kelimenin etimolojisi ümm’e (= anaya) dayanır. Ümmî, doğuştan bilgilidir, doğuştan bilgindir, ama onun bu bilgisi Tanrı vergisi bir bilgidir, vehbîdir; resmî değildir. Her resmî bilgi, kendi sistemini (= düzenini, dinini) tahkim etmek ve sürdürmek için verilir = öğretilir; Tanrı vergisi vehbî bilgi de böyledir.

Meseleye böyle bakarsak, ümmî; fıtrî, doğal, bozulmamış düzene (= dine, sisteme) uygun bilgi ile donanmış (= donatılmış) kişidir. 

Anamızdan doğunca bi çook organımız doğal olarak çalışmaya başlıyor. Onlara bunları Kim (?!) öğretiyorsa, ümmîye de o bilgileri doğal olarak O öğretiyor. 

İlâhî düzene (= fıtrata, dine) yabancı düzenler (= dinler, sistemler), kendi düzenlerini (= dinlerini, sistemlerini) sürdürmek için doğal bilgiyi köreltmek veya yok etmek isterler. Ümmî, bunlara direnir, ve insanları, doğal bilgiye (= fıtrata) çağırır, yönlendirir.

İlâhî düzene (= fıtrata, dine) yabancı düzenlerin (= dinlerin, sistemlerin), eğitsel, kültürel ve siyasî egemenliğinden (= hegemonyasından) kurtulmadan  hidâyet mümkün değildir. Bu, kesbî (= iradî) bir iştir. Bu kurtuluş iradesi gösterilir ve azmedilirse, El-İlâh olan Allah, inşallah, o insandaki güçlere vehbî olarak da müdahale eder.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP