SAHÛR (= سحور)
SHR (سحر) mastarının feûl bâbı/kalıbı. Kelime, sihr diye de okunur. Kitâb’ta 63 yerde geçer, 61’i sihir/sihr = büyü, sâhir = büyücü, müsehhir = büyülenmiş anlamındadır; Âl-i İmran, 17 ve Kamer, 34’de ise, seher vakti anlamında kullanılır. Biz seheri yumuşak he (ه)’li biliriz; oysa kelime, hâ (ح) ile yazılır. Yumuşak he’li seher (= سهر), sabaha kadar hiç uyumamak, geceyi uyanık geçirmektir.
Sahur (= سحور) ise uyuyup da uyanmaktır.
Uy-u-mak ve Uy-an-mak.
Uy-ku-dan uy-anmak.
Uykusuzluk hastalığına yakalanmamışsak, hiç uy-u-mamak mümkün değil; buna can dayanmaz.
Hep (= sürekli) uyanık olsaydık, dikkatimiz dağılır, motivasyonumuz kaybolurdu. Dinlenmek için uyumamız; ‘bazı şeylerin’! farkına varmamız için de uyanmamız gerekiyor.
Sahur, uykudan uyanma ve fecri (= Güneşin doğmasını, günün ağarmasını) beklemedir; oruca hazırlık için yenen yemek (sahur yemeği = ekletü-s sahûr), ikincil anlamdadır. Sahurda yemek yemek şart değil, menduptur ama sahura kalkmak şarttır = sünnettir.
...
Âl-i İmran, 17’de, (kısmî bütünlük için 13 ilâ 20 arasını okuyunuz), “vel müsteğfirîni bil eshâr.” = seherlerde istiğfâr edenler, af dilenenler; Kamer, 34’de de seher vakti, Lût (a.s.) ve Ona inananları kurtardık, denir.
...
Uyku hâli, bir tür sihir (= büyü, hipnoz, narkoz) hâli gibidir. Sahurla bu sihirden (= büyüden, hipnozdan, narkozdan) uyanırız. Yoo! bize “uyanıklık”! büyük yük; biz bu yükü kaldıramıyoruz; hep uyumak, hiç uyanmamak istiyoruz; bunun için, her gün etraftan (?!) çeşitli uyutucular (uyuşturucular) alıyoruz.
Sahura kalkıyoruz ama uyanamıyoruz. Çünkü aldığımız tıbbî ve fikrî (= eğitsel ve kültürel) ilâçlar bizi sürekli uyutuyor.
İnşallah oruç (açlık), bize büyük bir şok etkisi yapar da uyanırız.
Yorumlar
Yorum Gönder