DOST-DÜŞMAN
Dost ve düşman, hem içimizde hem de dışımızda, bizde. Kişi, kendi ile, eşi ile, arkadaşı, gardaşı (= kardeşi) ile, toplumu, milleti ve devleti ile hem dost hem de düşman olabilir. Kişinin içindeki dost, taqvâ; düşman, fücûrdur. Bunlar, dışa/dışarıya da benzer şekilde yansırlar. Taqvâlı, taqvâlı ile; fâcir, fâcir ile dost; taqvâlı, fâcir ile, fâcir de taqvâlı ile düşmandır.
Pekiî, taqvâlıyı ve fâciri (= taqvâ ve fücûru) kim belirler?!.
Allah.
Bunları belirleme işini insanlara verirsek, bırakırsak; fâcir, kendini taqvâlı; taqvâlı, kendini fâcir ilân edebilir. Sözgelimi, İsrail/liler/e sorsak, doğru (= haklı, taqvâlı), kendi/leri; yanlış, Filistin/liler/dir. Filistin/liler/e sorsak, doğru (= haklı, taqvâlı), kendi/leri; yanlış, İsrail/liler/dir.
...
Dün, “dost”, (= zengin, yakın, âlim, vb.) gördüğümüz biri; bugün düşman/ımız (= hakir, fakir, cahil, küçük, gördüğümüz biri) olabilir; bugün “düşman”! (= hakir, fakir, cahil, küçük, vb.); olarak gördüğümüz biri yarın dostumuz olabilir.
'Ne oldum değil, ne olacağım.', denilmeli; âqıbet hedeflenmelidir.
Yorumlar
Yorum Gönder