ŞEHÂDET : VARLIK, ÂYET, NİSBET VE DÖNGÜ
ŞEHÂDET : VARLIK, ÂYET, NİSBET VE DÖNGÜ 1. Şehâdetin Zemini Söz değil, Yöneliş Şehâdet, bir sözün söylenmesi değildir yalnızca. Söz, şehâdetin dış kabuğudur. Asıl olan, varlığın bir hakikate doğru yönelişidir. Kulun “şehâdeti”, bir bilgi beyanı değil; varlıkla kurduğu ilişkinin istikametidir veya varlıktaki işaretleri = âyetleri doğru okumak, varlık üzerinden Rabbe şâhitlik etmektir. Bu yüzden şehâdet: • Epistemik bir kayıt değil, • Ontolojik bir iddia değil, • Fenomenolojik bir tecrübe tek başına değil, bunların tamamını aşan bir ilişki biçimidir. 2. Varlık alanı : Mutlaklık ve Bağımlılık Varlık vardır. Yaratılmış olan inkâr edilmez. Fakat yaratılmış varlık, kendinden, zorunlu ve bağımsız değildir.. Onun varlığı, varlık verilmesine bağlıdır. Bu nedenle ontolojik düzlem “varlık × yokluk” şeklinde ikiye ayrılmaz. Burada asıl ayrım, varlık Veren ile varlık verilen şeklindedir. 3. Yokluk : Bir Alan değil, Taallukun Yokluğu Yokluk, bağımsız bir ontolojik bölge değildir. O, varlık fiilin...