HAMD VE ŞÜKÜR
HAMD VE ŞÜKÜR & HAMÎD VE ŞÂKİR
Hamd ile şükür çoğu zaman aynı anlamda kullanılır, oysa aynı değildir.
Hamd, Hamîd Olan’a yapılır.
Şükür, verilen nimetin hakkını vermektir.
Bu iki kavram birbirine yakın olsa da aynı şeyi anlatmaz.
Hamd, değeri ve kemâli tanımaktır.
Şükür, ulaşan nimeti tanımak ve ona uygun karşılık vermektir.
Bu yüzden Hamd’de Hamîd Olan, Şükür’de nimet vardır.
HAMÎD OLAN’A HAMD
Kur'ân Allah’ı Hamîd olarak niteler :
وَاللَّهُ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ = “Allah, Ğanî’dir, Hamîd’dir.” (Fâtır 35/15)
Hamîd’i yalnızca “çok hamd eden” diye anlamak doğru değildir.
Hamîd, hamdin yöneldiği; hamde lâyık olandır. Dolayısıyla Allah’ın Hamîd oluşu, kulun O’nu övmesine bağlı değildir.
Kul hamd ettiği için Allah Hamîd olmaz.
Kul hamd etmese de Allah Hamîd’dir.
Çünkü insan Allah’ı hamdiyle yüceltmez.
İnsan, Allah’ın zaten yüce olduğunu tanır.
Hamd Allah’a yeni bir değer kazandırmaz.
Hamd, Allah’taki değeri fark etmektir.
Bu yüzden hamd, aynı zamanda insanın haddini bilmesidir.
“Ben yaptım” demek yerine, “bana verilen imkânla yaptım.”; “ben sahibiyim” demek yerine, “ben emanetçiyim” diyebilmektir.
HAMD, DİLE HAPSEDİLEMEZ
“Elhamdülillah” hamdin dildeki ifadesidir fakat hamd yalnızca bu cümleden ibaret değildir. Çünkü insanın hayatı da konuşur.
• Adâletli davranmak,
• Emanete sahip çıkmak,
• Nimeti yerli yerinde kullanmak,
• Gücü zulme dönüştürmemek,
• Merhamet göstermek,
• Hakkı gözetmek,
• Allah’ın verdiği imkânları sorumlulukla kullanmak...
Bunların her biri Allah’ın Hamîd oluşunu hayatla tanımanın biçimleridir.
Bu nedenle, Elhamdülillah demek hamdin ifadesi; hayatı Elhamdülillah hâline getirmek hamdin gerçekleşmesidir.
Hamdın hakikati eylemde görünür.
ŞÜKÜR
Şükür ise verilen nimeti fark etmek, nimet sahibini tanımak ve nimetin hakkını vermektir.
İnsan şükreder; çünkü kendisine bir nimet ulaşmıştır.
Bu yüzden insanın şükründe minnet bulunabilir.
İnsan alan taraftadır fakat gerçek şükür yalnızca söz değildir. “Şükürler olsun” demek bir sözdür. Nimetin hakkını vermek ise asıl şükürdür.
• Bilgiyi hayra kullanmak,
• Gücü adâlette kullanmak,
• Zenginliği paylaşmak,
• Zamanı değerlendirmek,
• İmkânı sorumluluğa dönüştürmek...
Bunlar şükrün eylem hâlleridir.
Dolayısıyla şükür, nimeti tüketmek değil, nimetin hakkını vermektir.
ALLAH ŞÂKİR’DİR
Kur'ân Allah’ı Şâkir olarak da niteler :
إِنَّ اللَّهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ : “Şüphesiz Allah Şâkir’dir, Alîm’dir.” (Bakara 2/158)
Burada çok önemli bir ayrım vardır. Allah’ın Şâkir oluşu, kuldan bir iyilik edinip ona minnet duyması değildir.
Allah alan değil, verendir. Allah’ın şükründe minnet yoktur.
Allah’ın Şâkir oluşu; kulun yaptığı iyiliği bilmesi, değerini teslim etmesi ve onu karşılıksız bırakmamasıdır.
Bu nedenle insan şükreder; çünkü kendisine verilmiştir.
Allah Şâkir’dir; çünkü kulun amelini/verdiğini zâyii etmez.
Allah’ın vereceği karşılık bir borcun ödenmesi değil, O’nun lütuf ve adâletinin tecellisidir.
HAMD VE ŞÜKRÜN YÖNLERİ
Burada iki ayrı yön ortaya çıkar :
Kul, Allah’a hamd eder.
Kul, Allah’a şükreder.
Allah Hamîd’dir.
Allah Şâkir’dir.
Fakat bu iki ilişki aynı değildir.
Hamd, Hamîd Olan’a yönelir.
Şükür, verilen nimete yönelen karşılıktır.
Allah’ın Hamîd oluşu, insanın hamdine bağlı değildir.
Allah’ın Şâkir oluşu ise insanın yaptığı iyiliğin karşılıksız bırakılmamasını ifade eder.
Bu nedenle Allah Hamîd’dir; hamd O’na yapılır.
Allah Şâkir’dir; kulun iyiliğine karşılık verir.
Ve çok önemli sınır : Allah kuluna hamd etmez. Allah kuluna karşı Şâkir’dir. Çünkü kulun iyiliğini takdir edip karşılığını vermek, hamd değil, şükürdür.
İNSAN İÇİN AHLÂK
Bu kavramlar yalnızca teorik tanımlar değil, insana bir hayat ölçüsü veren kavramlardır.
Hamd, insanın Allah karşısındaki yerini bilmesidir.
Şükür, kendisine verilenin hakkını vermesidir.
Şâkir olmak ise, başkasının yaptığı iyiliği görüp onu karşılıksız bırakmamaktır.
Şâkir insan, iyiliği görür, küçümsemez, unutmaz ve iyiliği karşılıksız bırakmaz.
Kendisine yapılan iyiliği, imkân bulduğunda iyilikle çoğaltır. Çünkü şükür, alınanı tüketmek değil, alınanın hakkını vermektir.
Ve gerçek şükür, iyiliğin kişide durmasına izin vermez.
Nimet onda iyiliğe dönüşür.
İYİLİK ZÂYİİ OLMAZ
İnsan, unutabilir, kendisine yapılan iyiliği görmeyebilir, küçümseyebilir, hakkı teslim etmeyebilir.
Fakat Allah Şakir’dir.
Kulun iyiliği, insanların hafızasından silinse bile Allah’ın ilminden silinmez.
İyiliğin karşılığı dünyada görülmese bile, Allah’ın katında kaybolmaz. Çünkü Şâkir olan Allah, iyiliği zâyii etmez.
SON SÖZ
Hamd ile şükür birbirine karıştırılmamalıdır.
Hamd, Hamîd Olan’a yapılır.
Şükür, verilen nimetin hakkını vermektir.
Hamîd, hamde lâyık olandır.
Şâkir, yapılan iyiliği bilen ve karşılığını verendir.
İnsan Allah’a hamd eder.
İnsan Allah’a şükreder.
Allah Hamîd’dir.
Allah Şâkir’dir.
Ve aradaki farkı unutmamak gerekir : İnsan Allah’ı hamdiyle yüceltmez; Allah’ın yüceliğini tanır.
İnsan, Allah’a şükrederek nimetin hakkını verir.
Allah ise, kulun iyiliğini zâyii etmez.
İnsanın şükründe minnet olabilir.
Allah’ın şükründe minnet yoktur.
Hamd, Hamîd Olan’a yapılır; şükür, Şâkir olan Allah’tan karşılık bulur.
Yorumlar
Yorum Gönder