SINIFLANDIRMA
Arapçası tasnif, ingilizcesi classification.
Bi çook şey sınıflanır. Meselâ, Kütüphanecilikte bilgi sınıflanır. DOD ve LC sınıflama sistemleridir. İnsanlar da cinsiyetlerine, mesleklerine, ırklarına (renklerine), gelir ve eğitim durumlarına göre sınıflanır. Bu yazı, insanları inançlarına göre sınıflayacak. Bu sınıflama genelden özele doğru olacak :
Tanrı’nın (ve Tanrıların) varlığına inananlar var, inanmayanlar var.
Tanrı’nın varlığına inanma ile Tanrı’ya inanma aynı (şey) değil. Tanrı’nın varlığına inananlar, Tanrı’ya inanmayabilirler; bunlar, Tanrı vardır derler ama O’nu kâle almayabilirler. Nitekim (bence) Teistlerin bir kısmı, belki de çoğunluğu, Deistler ve Agnostikler böyledirler. Politeistler, Henoteistler bir çok Tanrı’ya inanırlar.
Teistler, bir tek Tanrı’ya inanırlar, ama (genelde) Tanrı’nın emirleri (= dini) söz konusu olunca gevşek davranırlar.
Deistlerin inandığı Tanrı, pasif Tanrıdır, âlemi yaratmış, dinlenmeye çekilmiştir.
Henoteistler, bir çook Tanrıya inanırlar, birini ötekilere yeğlerler.
Ateistler, Tanrı’nın varlığına inanmazlar ama onlar da kendilerini (kendi akıllarını veya hevâlarını) tanrı edinirler.
Agnostiklerde de benzer durum var. Tanrı var mı, yok mu bilmiyorum, kimse de bilemez, akıl bu konuda kesin bir hüküm veremez, diyenler.
Bence (öyle ya da böyle) bir Tanrı’nın veya Tanrıların varlığına inanmayan hiç kimse yoktur.
Omnistler, ayrım gözetmeksizin bütün dinlere inanırlar.
Panteistler, Tanrı ile Evreni bir ve aynı görürler. Spinoza panteisttir. Deus siva Natura der. Bizde de İbni Arabi gibiler bu çizgiye yakındır.
Panenteistler, Tanrı, Doğa ile birlikte vardır, ondan ayrı değildir, derler.
Önemli olan, ya çok Tanrıya inanılıyorsa, bu Tanrıların kendi aralarında uyumlu olması = Tanrıların kendi aralarında kavga etmemeleri; ya da her şeye Kâdir, Mükemmel Bir Tanrı’ya inanılması.
Son cümlemde kast ettiğim kişilere Mü’min denir. Mü’minler hem tek bir Tanrıya inanırlar hem de O’nun emirleri (= dini) söz konusu olunca kalpleri titrer, sorumluluklarını bilirler.
Gerçek Mü’minler hariç (bknz. 8/2-4), diğerlerinin Tanrı’larıyla ilişkileri sorunludur. Tanrı, onlara verirse veya rahat bir hayat sunarsa iyi; alır veya yoksullar için bişey isterse kötüdür. Onlar, Tanrı’yı zorda veya darda kalınca hatırlar, rahat veya ferah zamanlarında unuturlar.
Âdiyât Sûresinde sözü edilenler, ateistler (tanrıtanımazlar) değil, bir Tanrı’ya inananlar, ama Tanrı’larıyla ilişkileri sorunlu olanlardır. Kimdir bunlar?!.
Gerçek Mü’minler hariç herkes : Teistler, Deistler, Politeistler, Henoteistler, Panteistler, Panenteistler... Ateistlerin ve Agnostiklerin ise kendileriyle sorunları vardır.
Bana göre! biz Henoteistler grubuna giriyoruz. (Belki?!) Bilmeden bi çook Tanrıya inanıyor, aklımız başımıza gelince de Birini ötekilere tercih ediyoruz. Umarım yanılıyorumdur. Doğrusunu Allah bilir. Neticede herkesin Tanrı’sı (tanrıları) ile ilişkisi özeldir.
Yorumlar
Yorum Gönder