İYİ/LİK ve KÖTÜ/LÜK NEREDE?!.
İyiliğin ve kötülüğün “dışarıda” bir varlığı var mı?!.
İyilik yaptım, ama “içimde” (= niyetimde) bir iyilik yoktu; kötülük yaptım, ama “niyetimde” (= içimde) bir kötülük yoktu; dediğimizde ne demiş oluruz; bu, iyiliğin ve kötülüğün “dışarıda” somut bir varlığının olmadığı anlamına gelmez mi?!.
Kin ve nefretle vurulan bir tokatla, sevgiden kaynaklı vurulan bir tokat aynı mıdır; yoksa, tokat bizâtihî kötü müdür?!. Ya da, kötü niyetle birine verdiğimiz bir para (= yaptığımız yardım) ile, iyi niyetle verdiğimiz para (= yaptığımız yardım) aynı mıdır = aynı sonucu mu verir?!.
“Sizin hoşlandığınız (= hayr = iyi bildiğiniz) şeylerde şer (= kötü); şer (= kötü) bildiklerinizde hayr (= iyi) olabilir; Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (2/216.)
Bu âyet bize şunu söylemez mi?!.
Siz, iyiliği ve kötülüğü “dışarıda” (somut bişeymiş gibi) arıyorsunuz; iyilik de kötülük de sizin içinizde = niyetinizde; iyiliğin ve kötülüğün “dışarıda” bir ölçüsü yok; siz bunun ve kendinizin farkında değilsiniz!. Çoğunuzun niyeti/içi (hoşlandığı şeyler) kötü, ama siz onları iyi görüyorsunuz. Niyetinizi (= içinizi/kendinizi) düzeltseniz, dışarıda kötü bişey görmezsiniz. Kötülük, sizden, sizin içinizden çıkan bişey. = “min şerri mâ halaq.” (113/2.)
Niyeti (= içi/kendi) kötü olanların fiilleri (= sözleri ve davranışları), niyeti (= içi/kendi) iyi olanların canlarını yakar, niyeti (= içi/kendi) kötü olanların da hoşuna gider. Niyeti (= içi/kendi) iyi olanların fiilleri (= sözleri ve davranışları), niyeti (= içi/kendi) kötü olanların canlarını yakar, niyeti (= içi/kendi) iyi olanların da hoşuna gider.
Demek ki iyiliğin de kötülüğün de “dışarıda, herkesçe kabul edilen/görülebilen genel geçer bir tanımı” yok; iyilik de kötülük de “kişiye özel” = iyi kişi, kötüden ve kötülükten rahatsız olurken; kötü kişi de iyiden ve iyilikten rahatsız olur.
Yukarıya alıntıladığım âyet, savaştan söz eder; savaşta adam öldürülür; bu yüzden savaş, kötü görülür. Savaş, kötüyü ve kötülüğü ortadan kaldırıyorsa iyi; iyiye ve iyiliğe karşı yapılıyorsa kötüdür; savaşta (iyi ve kötü olan) iki taraf da savaşmaktadır. Bu, insandaki fücûr ve taqvâya da benzetilebilir. Niyet, taqvâyı güçlendirmekse, o insana iyi; fücûru güçlendirmekse, o insana kötü diyoruz.
Yorumlar
Yorum Gönder