MEKÂN, AŞKINLIK VE İLÂHÎ YÜKSEKLİK
#Mekân #Aşkınlık #Yükseklik #Yer #Yön #Mesafe #Nisbet #Güç #Otorite #Etki #Inde #Katında #Nezdinde #Yakın #Uzak #Yüce
Mekân, Aşkınlık ve İlâhî Yükseklik Dili
1) Başlangıç Problemi : Mekânın Sınırı
İnsan dili, doğası gereği :
• Yer (mekân),
• Yön (üst-alt, aşağı-yıkarı),
• Mesafe (yakın-uzak)
• Büyüklük (geniş-dar) üzerinden düşünür.
Ama bu kategoriler cisimler dünyasına aittir.
2) İlâhî Nisbetin Mekândan Arındırılması
“Allah mekândan münezzehtir.” demek :
• O’na yer tayin edilemez,
• O, bir “içinde bulunulan alan” değildir,
• O, mekânın kendisine bağlı olmadığı varlıktır, demek.
Bu yüzden, “katında”, “yanında”, “üstünde”, “yakınında” gibi ifadeler, mekân değil; ilişki dili olarak okunur-okunmalıdır.
3) “Inde” (= Katında/Nezdinde) Neyi İfade Eder?!.
Bu ifade fiziksel bir konum ve bir “bulunma noktası” değil, ilâhî hüküm, değer ve tasarruf alanını ifade eder; yani mekânı değil, nisbet alanını.
4) Mekânın Genişlemesi ve İnsan Algısı
İnsan zihni, sınırlı mekândan başlar, genişliği “büyüklük” olarak tasavvur eder.
Bu yüzden :
• Güç, genişlik gibi,
• Otorite, yükseklik gibi,
• Etki, yayılma gibi algılanır.
Ama bu, sadece temsilî (mecazî, metaforik veya sembolik) bir dildir.
5) “Aliyy - A’lâ - Azîm” Hattı
Bu üç isim, Allah için mekânı kıran kritik eşiklerdir.
5.1 El-Aliyy (العلي)
“Yukarıda olmak” değil, mutlak üstünlük; hiçbir şeyin üstüne çıkamayacağı mertebe. Mekânsal değil, hiyerarşik ve ontolojik üstünlük.
5.2 El-A’lâ (الأعلى)
“En yüksek” değil, en üst sınırın da ötesi; bu, karşılaştırılabilir bir yükseklik değil, “en yükseğin bile üstü”!.
5.3 El-Azîm (العظيم)
Hacim olarak büyüklük değil, ölçüye sığmayan azamet. Büyüklüğü mekânla ölçülemez Olan.
6) Ortak Sonuç : Mekânın Çöküşü
Bu üç isimle birlikte :
• Yukarı-aşağı anlamsızlaşır.
• Büyük-küçük, yetersiz kalır.
• Yakın-uzak, geçersiz olur.
Artık konu, mekân içi varlık değil, mekânı mümkün kılan hakikat hâline gelir.
7) “Katında” Dilinin Yeniden Okunması
Bu çerçevede, “Allah katında” bir yeri değil; “Allah nezdinde” bir konumu değil; ilâhî hüküm ve tasarrufun gerçekleştiği aşkın alanı ifade ederler.
Bizim dilde mekân, yaratılmış varlıkların sınır dilidir; El-Aliyy, El-A’lâ ve El-Azîm ise, bu sınır dilini tamamen aşan ilâhî aşkınlığı ifade ederler; “katında” ifadesi de bu aşkınlık içinde bir yeri değil, hüküm ve nisbet alanını anlatır.
Yorumlar
Yorum Gönder