İNSANIN İMTİHAN ALANI
İnsan, Özel Alan ve İmtihan : Yetki Devri ve Sınır İhlâliyle Akış
Antik Yunan’da filozoflar, varlığın kökenini ve düzenin kaynağını anlamaya çalışırken “arkhe”yi, yani hem ilk nedeni hem de yöneticiyi ortaya koydular. Kimileri arkheyi doğa olarak gördü; evren kendi yasalarını kendi içinden çıkaran bir düzen olarak işliyordu. Kimileri ise tanrıları arkhe kabul etti; her şey tanrısal irade ve yönetim çerçevesinde var oluyordu. Buradan çıkan temel soru şudur : Kim kimi var etmiş ve kim kimi yönetiyor?!. Arkhe, hem yaratıcı hem düzenleyici olarak evreni şekillendirir.
Modern dönemde Baruch Spinoza, arkheyi doğa ile özdeşleştirerek yeni bir boyut kazandırdı : Deus sive Natura. Her şey zorunludur; insanın özgürlüğü, varoluşun ve doğanın zorunluluklarının kavranışıyla ortaya çıkar. İnsan, görünürde özgür olsa da, evrensel zorunluluğun bir yansımasıdır; seçimleri doğanın akışıyla uyumludur.
Ben, Spinoza’nın mutlak determinizmine bütünüyle katılmıyorum. Tanrı, insana kendi özel alanını ve cüz’î iradesini vermiştir. Bu, bir yetki devridir. Tanrı, insana Kendi iradesinin küçük bir yansımasını teslim etmiş, alan ve seçim özgürlüğünü sınırlı ama gerçek biçimde tanımıştır. İnsan, bu alan içinde kendi tasarrufu ile; özgürlüğü, alanın sınırları ve yetki devri çerçevesinde hareket eder. Bu alan, hem doğal hem de bağlama göre değişkendir; imkânlar ve şartlar doğrultusunda şekillenir.
Sınırlar ve sınır içi ihlâl, insan için iki yönlü bir epistemolojik süreçle anlaşılır. 1. Dışsal işaretler = âyetler ve görünür kurallar aracılığıyla olumsuz sonuçlar görülür; bunlar, herkesin görebileceği nesnel referans noktalarıdır. 2. İçsel işaretler ise vicdan aracılığıyla hissedilir; insan alanın maksadına aykırı davrandığında vicdan sızlar ve sınır ihlâlini duygusal olarak fark eder. Bu dış ve iç farkındalık, insanın alanını doğru kullanıp-kullanmadığını, sapmaları fark etmesini ve yetkiyi bilinçli şekilde yaşamasını sağlar.
Doğru kullanım, alanın maksadına uygun tasarruftur; istismar ise alanın maksadından sapmayı temsil eder. İstismar, düzeni yıkmaz; yalnızca lokal ve göreli zarar üretir ve fâil için sonuç doğurur. Keyfîlik mümkündür; ancak alanın sınırları dışına taşmaz; vicdan geri bildirimi ve görünür dışsal zararlar ile sınır ihlâli hissedilir. İmtihan, işte bu seçim sürecinde ortaya çıkar: İnsan, kendisine tahsis edilmiş alanın içinde bu yetkiyi kullanır, sınır ihlâlini fark eder, deneyimler ve sorumluluğunu idrak eder.
Sonuç olarak, arkhe ile başlayan düşünce çizgisi, küllî düzenin mutlaklığını, insanın özel alanını, cüz’î iradesini, Tanrı’nın verdiği yetki devrini ve sınır ihlâlinin epistemolojik işlevini bir araya getirir. İnsan, mutlak fâil değil; alanın kullanıcısı ve yetki sahibi olarak kendi imtihanını yaşar. Sınırları kendisi çizmez; doğru ve yanlış seçimlerini kendine verilen alanın içinde deneyimler. Böylece imtihan, insanın özgürlüğünü, sorumluluğunu ve Tanrı’nın düzeniyle/diniyle uyumunu açığa çıkarır; alan içindeki keyfîlik sistemi bozmaz ve küllî düzen küresel olarak sarsılmaz.
Yorumlar
Yorum Gönder