GÖRMENİN ÜÇ HÂLİ
Nazar-Basar-Rüya : Görmenin Üç Hâli
Bu üç düzey, sadece görmenin değil, idrakin kipleri.
Basar (= Duyusal Görme)
- Gözün fiziksel görmesi.
- Nesne-mesafe ilişkisi açık.
- Dünya düzeyi. (B’nin en dış katmanı.)
Burada şeyler karşıdadır.
Nazar (= Yönelmiş İdrak)
- Salt görme değil, anlamlı yönelme.
- Seçici dikkat + Anlam yükleme.
- Nesne artık sadece şey değil, işaret.
Burada şeyler anlam kazanır.
Rüya (= Ayrışmanın Çözülmesi)
- Mekân ve zaman akışkanlaşır.
- Nesne-özne sınırı zayıflar.
- İdrak, kendi iç sahnesini kurar.
Burada şeyler ilişkisel sahneye dönüşür.
Ayrışma Derecesi
Bunu tek bir eksene indirirsek sistem netleşir :
- Basar, maksimum ayrışma.
- Nazar, orta seviye ayrışma, burada anlam devreye girer.
- Rüya, düşük ayrışma, sahneleşme.
- Fark arttıkça nesneleşme artar.
- Ayrışma azaldıkça birlik deneyimi artar.
Bunu A-B modeline yerleştirme şöyle :
- A : Ayrışmamış zemin. (= ilke, birlik.)
- B : Ayrışmanın ve farkların üretildiği alan.
Ve bu üçlü şöyle okunmalı/anlaşılmalı : Basar = B’nin dış yüzeyi; nazar = B’nin anlam katmanı; rüya = B’nin çözülmeye başladığı iç katman.
Kritik düğüm : Nazar neden özel?!.
Çünkü :
- Nazar, tam ara bölgedir.
- Basar, sadece veridir.
- Nazar, verinin yön kazanması; rüya, verinin sahneye dönüşmesidir.
Bu yüzden nazar teolojik olarak da önemlidir. Çünkü burada idrak, salt görmeden çıkıp yön kazanır.
Bunu sistemleştirilmiş bir şekilde toplarsak :
- Basar = Görmek.
- Nazar = Anlamak üzere görmek.
- Rüya = Görmenin çözülmesi. (= iç sahnenin oluşması.)
Bu üçlü şunu gösterir : İdrak sabit bir “görme” değil, ayrışma derecesine göre değişen bir kipler sistemidir.
Bu, A-B modeliyle uyumludur.
- A, sabit.
- B, katmanlı.
- Geçişler, kip değişimidir.
Neticede bu kavramlar, “mistik kavramlar” değil, idrakin mimarisini belirtir.
Yorumlar
Yorum Gönder