İLKE, MAKSAT VE NETİCE HATTI

İlke, Maksat ve Netice Hattı : Günlük Hayat ve BÜYÜK PATRON Perspektifi

İnsan yaşamı, her adımıyla bir sınav hattındadır. Bu sınavın merkezinde kök ilke, yani evrensel prensipler yer alır : Adâlet, doğruluk, merhamet gibi değerler. Ancak ilke tek başına yeterli değildir; değerini, onu koyan ve istivâ sahibi olan İlâh’a, yani BÜYÜK PATRON’a bağladığında kazanır. Ve İlke, dışsal bir kural olmaktan çıkar; insanın niyeti ve bağ kurma kapasitesi ile ölçülen bir sınav hâline gelir.

İlke ve İlke Koyanın Önemi

İlke, insanın eylemlerini sınayan ve yönlendiren temel çerçevedir. Ama gerçek sınav için, ilkeyi koyan bilinmeli ve ilkenin önüne alınmalıdır. İlke koyan, mutlak güç ve bilgiye sahip olmalı; yani istivâ sahibi olmalıdır. Bu bilinç olmadan yapılan eylemler, dıştan doğru görünse de ontolojik olarak eksik kalır. İlkeye uymak, ancak ilke koyana içten bağlılıkla birleştiğinde tam anlam kazanır.

Örnek : Ofisteki bir karar sırasında, bir hatayı bildirmek doğru eylemdir. Ama bu davranışın ontolojik değeri, sadece CEO’nun (büyük patron) adâletini ve iradesini dikkate alarak yapıldığında gerçek anlam kazanır.

Maksat : İnsan Sınavı ve Niyet

İlkenin maksadı, insanın niyeti ve eylemleri üzerinden ölçülür. Maksat, sadece doğru davranmayı değil, niyetin ve bağın uygunluğunu da test eder.

• İlkeye uymak, ilke koyanı tanımak ve maksadı tam olarak gerçekleştirmek.

• İlkeye uymak ama ilke koyanı önemsememek, maksadı kısmen anlamaktır, bu eksik sınavdır.

• İlkeye uymamak, maksadı görmezden gelmek ise, sınavı kaybetmek.

Örnek : Elif, sabah namazını kılarken hem ilkeye uygun hareket eder hem de niyetini BÜYÜK PATRON’a yöneltir. Maksat, sadece ibâdet değil, aynı zamanda içten bağlılığın testi olur.

Netice : Eylem ve Ontolojik Değer

Netice, eylemin hem dışsal hem içsel değerini gösterir. İnsan eylemi üç unsurla ölçülür :

1. Eylem - İlkeye uygun davranış.

2. Niyet - İlkeye ve ilke koyana bağlı içsel irade.

3. Bağ - İlke koyanın istivâ sahipliğini bilerek teslimiyet.

• Eylem doğru, niyet ve bağ tamsa, netice gerçek değerini kazanır.

• Eylem doğru, niyet veya bağ eksikse, netice dıştan doğru ama içten eksik.

• İlkeye uymayınca da netice hem dışsal hem ontolojik olarak eksik.

Örnek : Ahmet, iş yerinde bir hatayı bildirir; hem ilkeye uygun davranır hem niyeti ve bağını ilke koyana yöneltir. Netice hem dışsal hem ontolojik olarak doğru kabul edilir.

1. İlke var ve bilinmeli : İlke, BÜYÜK PATRON’dan gelir.

2. Maksadı kavramak : İlkenin sınav çerçevesi ve niyet ölçütünü anlamak.

3. Eylemi planlamak : İlkeye uygun hareket etmek.

4. Bağ kurmak : İlke koyana içtenlikle bağlanmak; O’nun istivâ sahibi olduğunu bilmek.

5. Neticeyi değerlendirmek : Eylem, niyet ve bağ birleştiğinde gerçek değer ortaya çıkarmak.

Örnek : Elif, yoğunluktan namazını kılmayı ihmal eder ama niyeti hâlâ BÜYÜK PATRON’a yöneliktir. Eylem eksik, niyet ve bağ var; sınav da nisbî olarak başarılmıştır.

Sonuç

Günlük hayatın küçük sınavları gibi görünenler aslında ontolojik olarak BÜYÜK PATRON’la ilişkilerimizin göstergeleridir. İlkeye uymak tek başına yeterli değildir; ilke koyanı tanımak, iyi niyetle O’na bağlanmak ve O’nun istivâ sahibi olduğunu bilmek, eylemin gerçek değerini belirler. İbâdetler ve günlük eylemler, BÜYÜK PATRON’a itaatin, niyetin ve içsel bağlılığın provasıdır; ritüel ve niyet hayatla birleştiğinde ontolojik sınav anlamlı hâle gelir. Buna "kulluk" denir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP