OYUN-EĞLENCE
Oyun ne, eğlence ne, niye ikisi birbirine bu kadar yakışıyor?!. Oyun, eğlence için oynanır; eğlence, bir oyundur da ondan. Laib ve Lehv (= لعب/لهو). Bir oyun yazarı değilim, oyun oynamıyorum, eğlence için yazmıyorum. Oyun, bir al-verdir. Oyunda alan, aldığının; veren, verdiğinin üzerine “yeni bi şey” koymaz. Oyunda alınanın ve verilenin sayısının (= miktarının) ve şeklinin (biçiminin) pek bi önemi yoktur; alınan ve verilen, renkli oyun/iskambil kağıtları da olabilir, kâğıt paralar da evler-arabalar, arsalar, altınlar da... Okuma-yazma da bir alış-veriştir; okuma, alma; yazma da vermedir. Okuma olmadan yazılmaz. = Yazma, okuma olmadan yapılmaz, yapılamaz. İlk emir, oku (= ikra!); ki, yazasın, yazabilesin. = Al ki, verebilesin!. Ama alanın, kimden aldığını ve kime borçlu olduğunu (= deyn; din de aynı kök) bilmesi önemlidir. Almadan verme (okumadan, yazma, örneksiz yaratma = bedî’ilik), Allah’a mahsustur. Bizler, sürekli O’ndan alan varlıklarız. O, (sürekli) vermek için, bizi kul-lan...