HUŞÛ' VE HAŞYET
HUŞÛ’ VE HAŞYET Kalbin Hâlini Yeniden Okumak Huşû’ nedir?!. Sözlüklere bakınca “boyun eğmek”, “alçalmak”, “sakinleşmek”, “ürpermek”, “korkmak”, “Allah’ın azameti karşısında nefsini hor ve hakir görmek” gibi karşılıklarla karşılaşıyoruz. Fakat Kur’an’ın kendi kullanım alanına girdiğimizde, bunlardan bazılarını yeniden düşünmek gerekiyor. Çünkü Kur’an, hâşiîn’i över. وَإِنَّهَا لَكَبِيرَةٌ إِلَّا عَلَى الْخَاشِعِينَ ....” = “ Şüphesiz bu, hâşiîn dışında kalanlara ağırdır .” (Bakara 2/45.) Ardından hâşiîn’i şöyle açıklar : الَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُمْ مُلَاقُو رَبِّهِمْ وَأَنَّهُمْ إِلَيْهِ رَاجِعُونَ “ Onlar Rableriyle karşılaşacaklarını ve O’na döneceklerini bilen/bekleyen kimselerdir.” (Bakara 2/46.) Öyleyse ilk soru şudur : Allah’ın övdüğü hâşiîn, neden “kendini değersiz gören insanlar” olsun?!. Belki de problem huşû’da değil, huşû’yu nasıl tanımladığımızdadır. 1. ÖNCE KÖKE BAKALIM : خَشَعَ Kur’an’da خشع kökü 17 defa kullanılır. Kullanım alanı dikkat çekicidir : • Kalp huşû eder, ...