ÜLÜL ELBÂB

23 Mayıs tarihli “Şeytan Taşlama ve Secde” adlı yazımı, Ül-ül Elbâb olanlar, şeytanı (= şeytanları) “hakkıyla” taşlarlar, ve Rablerine “hakkıyla” secde ederler = namaz kılarlar = namazlarını hayatlarına taşırlar. Her dâim Rablerine sığınırlar. = “Eûzü billâhi mine-ş şeytân-ir racîm, Bismillahirrahmanirrahim.” derler, şeklinde bitirmiştim. Ülül Elbâb nedir diye bir soru geldi. Bu soruyu, Profesör Aslan Gülcü hoca ile müzakere ettik. Bu müzakerenin sonucunda, Ülül Elbâb olanların : temiz (= selîm) akıl, temiz (= selîm) kalp, sağlam bilgi (= râsih, ve-r râsihûne fil ilm), sâlih amel sahibi, hikmet ehli kimseler olduğuna kanaat getirdik. Bakara Sûresinin 267 ilâ 269. âyetleri dikkatle okunur ve anlaşılırsa, ki, 269. âyet Ülül Elbâb ile biter, bu “çıkarımın” isabetli olduğu görülür. 267. âyet, infâktan söz eder ve infâkın da en iyi (= en temiz, en helâl) şeylerden olmasını; cimriliğin bir fahşâ ve şeytanın emri (= telkini) olduğunu söyler. Ve 269. âyet, bu durumun, hikmetle ve ülül elbâb ile bağlantısını kurar. “O (Allah), hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse ona pek büyük bir hayr verilmiştir. Bunu ancak sağlıklı düşünen akıl sahipleri (= ülül elbâb olanlar) anlar.”

Hikmet, ülül  elbâb olanlara verilen bişeymiş!. = Ülül elbâb olanlar, hikmeti hak edermiş!.

Kişiye hikmet verilirse, çook büyük bir hayr verilirmiş!. Bu hayr da onların ülül elbâb olmasına vesile olurmuş!.

Ülül Elbâb olmak için infâk etmek, ve infâkı da en temiz, en iyi şeylerden yapmak şartmış!. Bu da, selîm (= temiz) bir akıl, selîm (= temiz) bir kalp işiymiş!. Selîm (= temiz) akıl, selîm (= temiz) kalp, sağlam bilgi/ilim (= ve-r râsihûne fil ilm) demekmiş!. Yoksulluk korkusu ile cimrilik yapanlar, hikmete ulaşamaz ve ülül elbâb olamazmış!.

Küçük burjuvalara (= kapitalistlere); rızkı veren Allah’a değil de elindeki mala (= paraya, pula, altına) güvenenlere; üç kuruş için olmadık taklalar atanlara duyurulur.

Katkısı için Profesör Aslan Gülcü Hoca’ya teşekkürler.

...

Ěl (= آل)

Ěl, Evvel/Evvelîn, Ůlâ, Ülů, Te’vîl ve Âile aynı kök (= آل).

Ĕl (= Ăl) : Ashab. Evvel : İlk, en ön. Ůlâ : Önce, önceki. Ülů : Sahip. Ülül Elbâb : Kalp sahipleri. Ülül Azm : Azm sahipleri. Te’vîl : İşin (= anlamın) evveline (= köküne) gitmek/inmek, yorum. Âile : Aynı soydan (= kökten) gelenler.

El (= ال) : Belirlilik (= ma’rife) takısı. Harf-üt târif. 

Ülül Elbâb : Kalbin ilk ve saf/temiz hâline erenler.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP