HUKUK DEVLETİ
Hukuk, yaşam biçimini ve hakları belirler ve toplumsal (= siyasal) düzeni (= birlikte yaşamı) sağlar. Yaşam biçimi, özel hukukun; düzen, kamu hukukunun alanına girer. Özel hukuk, özgürlüğün; kamu hukuku, zorunluluğun alanıdır. Özgürlükle zorunluluk arasındaki ilişkileri düzenlemek, “bıçak sırtı” bir durumdur; burada dengeyi sağlamak, sanıldığı kadar kolay değildir.
Kamu, devlettir; devlet ise, örgütlü toplum. Bu örgütteki (= devletteki) etkin güçlerin her zaman dengeyi kendi lehlerine bozma “ihtimalleri” vardır. Devletteki siyaset (= yönetme) de buna göre şekillenir.
Kamuda (= devlette) adâlet, bu dengenin gözetilmesi, hiçbir kesime ekstra bir imtiyazın verilmemesidir. Bu durum, yetenek ve imkânları farklı olan kişi ve kesimler için ciddî bir sorun oluşturur. Bu sorun, yetenek ve imkânları farklı olan kişi ve kesimlerin gönüllü feragati ile aşılabilir. Böyle gönüllü bir feragat ve bu feragatin, “ileride” (= ötede, âhirette) bir karşılığı yoksa, bu dünyada hak-hukuk = adâlet ve düzen, ütopik olmaktan öteye geçemez.
Kapitalistlerde feragat; komünistlerde farklı yetenek ve imkânlara (= girişimcilik ruhuna) tolerans yoktur; (gerçek) Müslümanlarda hem feragat hem de farklılıklara hoşgörü vardır; Müslümanlar, ikisine de imtihanın bir gereği olarak bakarlar, ve herkesteki hakkın gerçek Sahibi olarak Hakk’ı görürler.
Burası, “olay yeridir”; hak = hakikat = adâlet, buradaki hayatın, (= hakikî bir yargılamanın = hayat filminin) sonunda ortaya çıkar, çakacaktır. Acele karar vermememiz, filmin sonunu beklememiz ve “son karede” çoğu şeyin değişebileceğini de bilmemiz gerekiyor.
Sosyal Devlet
Sosyal devlet, sosyalizm ile kapitalizmin evliliğinden doğan devlettir. Bu devlette de “baba” kapitalizmdir. Bu devletin asıl adı : devlet kapitalizmi, devlet eliyle kapitalizmdir. Bu devleti de perde gerisinden kapitalistler idare eder; onlar, çalışanlara (= işçilere, emekçilere, yurttaşlara) asgarî ücret; kâhyalara ekstradan bahşiş (= ek ödeme, makam tazminatı, özel hizmet tazminatı, ikramiye, vb.) verirler; yoksulları da fakr-u zaruret içinde tutarlar ki, patron oldukları bilinsin ve kendilerine “teşekkür” edilsin!.
Yorumlar
Yorum Gönder