İMKÂN

İmkân, mümkünün imkânı, yapılabilirliği, olabilirliği. Bu, iç ve dış şartlara bağlı olarak değişir.

Mümkün (= imkân) varsa, imkânsız da vardır. Mümkün (= imkân), mümkün varlıklar (= bizler) içindir. Zorunlu (= Mutlak, Tam, Mükemmel) Varlık için imkânsız yoktur.

Leibniz, ‘bu dünya mümkün dünyaların en iyisi’ (= en mükemmeli) demiş. Onun bu sözü bize göredir. Zorunlu (= Mutlak, Tam, Mükemmel) Varlık, daha mükemmel ve daha rezil/kötü bir dünyayı da mümkün kılabilir = yaratabilir. Cennet ve cehennem böyle bir dünyadır. 

Cennetin bize mümkün olabilmesi için, imkânlarımız dahilinde, onun bizim için olabilirliğini sağlamamız lâzım. Çalışmadan = emek vermeden yemek olmaz. Rahmân ve Rahîm, cenneti de cehennemi de bizim için mümkün kılmış; elimizdeki imkânlar ölçüsünde de tercihi bize bırakmış. Kimi, elindeki küçük imkânlarla cenneti kendine mümkün kılarken, kimi de elindeki büyük imkânlara rağmen cenneti kendine mümkün kılamayabilir. 

Kimsenin, “imkânım yoktu Ya Rabbi!” deme hakkı yok. İmkânın azlığı veya çokluğu önemli değil; önemli olan, olanların nereye, nasıl ve ne için (= niçin) kullanıldığı. 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP