DA'VET (= ﺩﻋﻮﺕ)

Çağrı. Çağırma. Duâ da aynı kök. Duâda çağıran kul, çağrılan Allah. Da’vette de çağıran ve çağrılan vardır. Birilerini yemeğe da’vet ettiğinizde, da’vet eden, sizsiniz; da’vet edilen (= çağıran), konuklarınızdır. (= misafirlerinizdir.)

Anthony Quinn’in Çağrı filmini hatırlarsınız. O film için bu isim, yerinde bir isim. Film, bir İslâm’a da’vet (= çağrı) filmi. Efendimizin hayatı bu. Efendimiz, insanları İslâm’a (= Allah’a = Allah’ın dinine) çağırdı. O, bir Dâî idi. = “ve dâiyen ilallah” (33/46.)

Efendimiz, insanları İslâm’a çağırmadan önce, insanlar neredeydiler?!.

Başka bir dinde, şirkte.

Ne dedi onlara?!.

İçinde yaşadığınız dini (= düzeni) reddedin (= terk edin), ona lâ (= hayır) deyin; gelin İslâm’a, (illâ = evet deyin) = “Lâ ilâhe illâ-Allah” deyin, kurtulun!. İçinde yaşadığınız din (= düzen), sizi kurtarmaz, dünya-âhiret size huzur vermez; huzura (= silme, barışa) gelin!.

Bugün, bu da’vetin karşılığı lâ’ya takâbül eden ne; içinde bulunduğumuz, fiilen yaşadığımız düzenle (= dinle) İslâm dini uyuşuyor mu; söylediğimiz, minarelerimizden haykırdığımız  “Lâ ilâhe illâ-Allah” karşılığını buluyor mu; o da’vete icabet ediyor muyuz; yoksa onu sadece namaza (= camiiye) bir çağrı (= da’vet) olarak mı anlıyoruz; namazla, içinde bulunduğumuz, fiilen/bilfiil yaşadığımız düzen (= din) arasında nasıl bir irtibat kuruyoruz?!. Namazda, Ya Rabbi sadece Sana kulluk (= ibâdet) edeceğiz = “iyyaKe ne’abudu” derken, gerçekten samimî ve tutarlı mıyız?!. (Aah bu sorular!, beni öldürecekler!.)

Bir dini terk etmeden, başka bir dine girilmez. Hangi dini terk ettik de İslâm’ı kabul ettik?!.

Din, düzense; kapitalizm de bir dindir. Kapitalizme göre yaşayıp, Müslüman kalınmaz. Müslüman, İslâm’a (= İslâm dinine) göre yaşar.

Bugünkü lâ’nın (= hayır’ın) karşılığı, kapitalizmdir; çünkü, bugün tüm dünyada cârî (= geçerli, yürürlükte) olan din, kapitalizmdir.

Her dinin (= düzenin) bir ilâhı vardır; kapitalizm dininin (= düzeninin) ilâhı da kapitalistler ve onların bugünkü temsilcileridir. (Adam Smith, David Ricardo ve John Stuart Mill, ... vs.) Bugün bu din/düzen, küresel/global bir din/düzen hâline geldi. Bu dini/düzeni (= kapitalist yaşam biçimini) terk etmeden = reddetmeden İslâm dinine/düzenine girmiş olmayız.

İki dinli yaşanmaz. 

Âyet zıhar bağlamında da olsa, bu bağlama da uygun. “Allah, bir kimsenin bedenine iki kalp yerleştirmemiştir.” (33/4.)

Kapitalizmden ve onun bize dayattığı yaşam biçiminden uzak kaldığımız ölçüde Müslümanız. Aksi hâlde ‘kapitalist müslümanlar’ unvanını! almış oluruz.

Bir de bunun ‘sosyalist müslümanlar’ (= islâmî sol) ayağı var. (= Sağcılık-Solculuk)

“Lâ şarkıyye, lâ garbiyye, İslâmiyye, İslâmiyye.”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP