ENDÎŞE

Kelime Farsça. Farsçadaki anlamı düşünce; ama biz bu kelimeyi üzüntü, kaygı ve korku içeren bir duygunun karşılığı olarak kullanırız.

Biir sürü olumlu-olumsuz duygu vardır. Duygularımızdan emîn olmamız, bilgilerimizden emîn olmamıza bağlıdır.

Pekiî bilgilerimiz kesin midir?!.

Bilgi taşıyan milyonlarca kitap var; hangisine güveneceğiz?!. Biri (= Kur’ân) hariç, bu kitaplar, bilgiyi tüm boyutlarıyla ihâta eden (= kuşatan) kitaplar değildir. Ayrıca, hepsini okumamız da mümkün değildir. Kur’ân, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın Kitâb’ıdır. O Kitâb’a da güvenmezsek, çaresiz ve umutsuz olarak kalakalırız.

Sadece ve sadece Bu Kitâb, bizdeki endişeyi (= korkuyu ve kaygıyı), umuda ve neşeye tahvil edebilir, yönlendirebilir. 

Kitâb, korku ve kaygı karşılığında : haşyet, havf, vecil/vecilet, vecif/vâcife, nezr/inzar, ittigâ/taqvâ, rehb/rahb, rayb gibi kelimeleri kullanır.

Haşyet, saygı ile karışık korkudur.

Havf, yalın korkudur.

Vecil/vecilet, umut (= iyi sonuç) içeren korkudur; ama yine de kalbin ürpermesi ve titremesidir.

Vecif/vâcife, kötü sonuç içeren korkudur; kalbin dehşete düşmesidir.

Nezir/inzar, korkutmadır, önceden olacakları haber vermedir.

İttigâ/taqvâ, olacak olandan korkma; yapılması gerekeni yapma ve yapılmaması gerekeni de yapmamadır.

Rehb/rahb/rehbet, rahip/rahib ve ruhbân da aynı köktür. Bu nasıl bişey bilmiyorum ama buna, “iyi korku”! diyebilirim.

Reyb/rayb, şüphe içeren korkudur.

...

Endişe, tüm bu korkuları içinde barındırır. Endişenin tedavisi (= izâlesi), “kesin bilgiye” bağlıdır dedim. Bu da, emniyet (= emn, güven) içeren bilgi demek olan imandır. Ama yine de hiçbir iman sahibi Mü’min, ölene kadar endişeden azâde (= emîn, güvende) değildir; çünkü son ânda ayağı kayabilir.

Mü’min, kendi bilgisine (= imanına) değil, inandığı Rabbine güvenendir.

...

Bir empati kuralım!. Mahşerde büyük mahkemeye çıktık; hakkımızda karar verilecek. Karardan önceki duygumuzu bi “tahmin” edelim!. Umuda mı yakın, korkuya (= dehşete) mı?!. Umuda yakın olmasını istiyorsak, iyiliklerimizi artıralım, kötülüklerden sakınalım. Böyle yapmaya devam edersek, endişemiz umuda daha da yakınlaşır. Bu bilgi, kesin bilgidir = vahiy bilgisidir; bu bilgiyi bize Rabbimiz vermektedir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP