TANRI HAKKINDA KONUŞMAK

Tanrı Hakkında Konuşmak

Tanrı hakkında konuşmak, “sınır” hakkında konuşmaktır; çünkü O, sınır kabul etmez.

Tanrı kişi midir?!.

Kişi dersek, indirgeriz.

Değil dersek, uzaklaştırırız.

Somutlarsak, put olur.

Soyutlarsak, mit olur.

Oysa O, ne puttur ne de mit.

Ne yalnızca aşkındır, ne yalnızca içkin.

Ne teşbih O’nu kuşatır, ne de tenzih O’nu tüketir.

O, “özel bir varlık” değildir; çünkü özel olmak, başkalarına göre belirlenmektir.

O ise karşılaştırılamaz.

Bu yüzden ne tikel ne tümeldir; fakat her tikeli ve tümeli var kılan Bir’dir.

Kavransaydı, sınırlanırdı.

Sınırlansaydı, Tanrı olmazdı.

Bu yüzden Tanrı, bilinen bir nesne değil; bilmenin imkânıdır.

İnsana şah damarından = kendinden de yakın.

Gökleri ve yeri kuşatır, hiçbir şeye/yere sığmaz.

Ne oradadır, ne de burada.

Ne ötekidir, ne de aynı!.

O, bütün ayrımların öncesinde ve ötesinde olan Bir’dir.

Dil susar.

Akıl durur.

Gönül yanar, yine de O’nu kuşatamaz.

O’nu sadece O bilir.

İnsana çook yakındır, kendinden de yakın. Bu yakınlık, yalnızca bilinecek bir şey değil; yaşanacak, tecrübe edilecek bir hakikattir.

Bu yüzden Tanrı, sadece düşünülen değil; yönelinen, çağrılan ve karşılık verilen Bir’dir.

Sadece O’na sığınılır.

O’ndan yardım dilenir.

Çünkü insan, en derin yerinde muhtaçtır O’na; O ise mutlak Ğanî’dir.

O’nu sadece O = Kendisi bilir.

Bize düşen, O’nu bilmek değil; O’na kulluk etmektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP