MÜNFAİL FÂİL

Zannî Fâillikten Hakikî Özgürlüğe : Münfail Fâilin Tecrübesi

Münfail fâil, ontolojik ve fenomenal bakımdan ara bir statüye sahiptir; ne tamamen özne, ne tamamen nesnedir. Fâil-i Mutlak, yani Tanrı, tüm fiillerin hakiki sahibidir; mutlak kudreti ve iradesiyle yaratılmışların hareketini belirler. Buna karşılık münfail fâil, insan veya diğer yaratılmış varlık, sınırlı bir irade ve niyet kapasitesine sahiptir; fiilin başlatıcısı ve niyet sahibi olarak hareket eder, ama fiilin mutlak sonucu üzerinde herhangi bir kontrolü yoktur. Bu nedenle ontolojik açıdan, münfail fâil Fâil-i Mutlak’a göre mef’ûldür; fiilin gerçek gücü ve sonucu açısından tamamen bağımlıdır. Öte yandan fenomenal ve bilinç boyutunda, eylemi başlatması, niyet etmesi ve deneyimlemesi onu bir fâil hâline getirir; fiil, onun iradesiyle fenomenal dünyada tezahür eder.

Bu durum, münfail fâili ne şey ne de tam özne hâline getirir: Mutlak Fâil’in kudreti ve iradesi karşısında sınırlı ve bağımlı; kendi niyet ve iradesi açısından ise eylem başlatıcı ve deneyimleyici kılar. Tasavvufta buna, insanın zannî fâillik hâli eşlik edebilir. İnsan, kendi sınırlı fâillik kapasitesini mutlak fâilmiş gibi algılarsa, egosunu ilâh edinmiş olur ve ilâhehû hevâ hâline düşer. Bu yanılgıda kişi, kendi eylemlerinin mutlak sonuçlarını kendi gücüyle tayin edebileceğini zanneder, rıza ve tevazu kaybolur ve mânevi körlük başlar.

Öte yandan münfail fâil, kendi sınırlı iradesini ve fiil kapasitesini fark ettiğinde, fiil ve niyet boyutunda sorumluluğunu üstlenir. Fiilin mutlak sonucu Fâil-i Mutlak’a bağlıdır, ama niyet ve irade fenomenal olarak insan için gerçek ve anlamlıdır; bu nedenle ödül ve ceza insana, fiilin niyet ve bilinç boyutu üzerinden verilir. Fiilin tamamlanması şart değildir; niyet temiz ise Rab, fiili manevi olarak tamamlanmış kabul eder. Dolayısıyla durum, görünüşte paradoksal olsa da, mânevî ve fenomenal olarak somuttur. Münfail fâil, sınırlı bir fâil olarak hem sorumlu hem de Mutlak Fâil’e mef’ûl olarak var olur.

Bu ara statü, tasavvuf açısından hakikî fâillik farkındalığının anlamını da içerir. Zannî fâillikten hakikî fâillik farkındalığına geçiş, niyet ve irade boyutunda rıza ve tevazuunun kazanılması demektir. Bu farkındalık, “Lâ ilâhe illâllah ve Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah” ifadelerinin fenomenal ve mânevi tefsiri olarak okunabilir. İnsan kendi sınırlı iradesini deneyimlerken, mutlak kudret ve fiil sahibi olan Tanrı’ya teslim olur; fiil ve sorumluluk, niyet ve bilinç düzeyinde anlam kazanır.

Özetle, münfail fâil hem fenomenal fâil hem de ontolojik mef’ûl olarak var olur; ne tam özne ne tam nesne, ama her iki boyutla ilişkili olarak bilinçli, niyetli ve sorumlu bir varlık olarak deneyimlenir. Fiilin tamamlanması insan açısından zorunlu olmasa da, temiz niyetle fiil Rab tarafından tamamlanmış olarak kabul edilir; böylece ara statüdeki varlık, hem sorumlu hem de mânevi açıdan anlamlı kalır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP