İMAN, "EŞHEDÜ"DÜR
İman, 'Eşhedü'dür.
1. Başlangıç : İman ve Kabul
İman (emn/iyet), Tanrı’nın varlığını kabul etmek ve O’na güvenmekle başlar. Bu kabul, yalnızca zihinsel bir tasdik değil; irade ve yöneliş fiilidir. İnsan, hakikati görür ama ona teslim olup olmamakta serbesttir; işte iman, bu teslimiyet fiilidir. Aynı zamanda doğru istikâmette olmak ve yaptıklarımızdan emin olmak anlamına gelir; bu da sırat-ı müstakîm ile doğrudan ilişkilidir. Yaşama anlam veren duygu ve bilinç de budur; aksi tereddüt, savrukluk ve sapıklıktır.
2. İnsan ve Perdeler
İnsan ontolojik olarak sınırlıdır. Hakikati tam olarak algılamasını engelleyen perdeler vardır, bunlar :
• Cehalet,
• Benlik,
• Alışkanlık ve
• Günahtır.
Tüm perdeler kalkmaz; ancak iman süreci, onları olabildiğince inceltmek veya azaltmakla ilgilidir. Perdelerin incelmesi, insanın hakikati alma kapasitesini yükseltir. İnsan perdelerin tümünü kaldıramaz; sadece incelmesini sağlayabilir.
3. Kabiliyet ve Doluluk
Perdelerin azalması, insanın kabiliyetini artırır. Bu kabiliyet :
• Hakikati alma kapasitesini yükseltir.
• Hakikatin doluluğunu hissedebilir hâle getirir.
Bu doluluk, doğrudan üretim değil; zaten mevcut olan hakikatin taşmasıdır. İnsan, bu doluluğa açık oldukça, hakikatin fazlalığı onun varlığında feyz olarak tezahür eder = amelleri ile görünür hâle gelir.
4. Feyz ve Görünürlük
Feyz, hakikatin taşmasıdır; eksiklikten değil, kemâlin varlığından doğar.
Dışarıdan kimse bunu fark edemez; insanın kendisi de bunu kısmen idrak edebilir.
Bu noktada şunlar önemlidir :
- Feyz, üretim değil, hakikatin dolup taşmasıdır.
- Kabiliyet ve farkındalık arttıkça insan bu taşmayı daha çok hisseder
5. Eşhedü : Varlığın Şahitliği
İman sürecinin nihâî tezahürü, insanın varlığının Rabbin varlığına şehâdetidir. ( = Eşhedü) :
• Bu şehâdet yalnızca söz ile değil; hayatın tamamı, eylemler ve davranışlarla ortaya çıkar.
• İnsan, tecellî eden hakikati örtmemek suretiyle şâhitlik eder.
• Eylem, iman hâlinin sahadaki izdüşümüdür, söz ise bunu sadece ifade eder.
• İman süreci kademeli veya aşamalı olarak gerçekleşir; her aşamada perdeler incelir, kabiliyet artar, doluluk ve feyz hissi yoğunlaşır.
• Son söz : Hidâyet Allah’tandır; insan sadece açılmaya ve şahitliğe açıktır.
• 3. şahısların bu sürece müdahalesi sınırlıdır, yoktur denebilir; kimse bi başkasında iman veya feyz yaratamaz.
6. Sürecin Yoğun Özeti
İman, perdelerin azalmasıyla insanın kabiliyetini artırması, hakikatin doluluğunu alabilmesi ve bunun feyz hâline taşması sürecinde, varlığın/ın O’nun varlığına şehâdetiyle (= eşhedü) söz ve eylemle görünür hâle gelmesidir.
7. Kritik Notlar
1. İnsan hakikati üretmez, sadece ona açık hâle gelir.
2. “Gösterme” aktif eylem değil, örtmememek ve şahitlik etmektir.
3. İman dinamik bir süreçtir. Perdeler her zaman tamamen kalkmaz, kabiliyet artışı ve feyz ise sürekli bir hareket halindedir.
4. Eşhedü, iman hâlinin ontolojik ve fenomenal tezahürüdür. İnsan hem kendi varlığıyla hem de hayatıyla şahitlik eder.
5. Emn/iyet, iman aynı zamanda doğru istikâmet ve yaptıklarımızdan emin olmak demektir; bu, sırat-ı müstakîm ile doğrudan ilişkilidir.
6. Yaşama anlam veren duygu ve bilinç, iman ve sırat-ı müstakîm ile birleşir; aksi tereddüt, savrukluk ve sapıklıktır.
Yorumlar
Yorum Gönder