ARKETİP VARLIK
Arketip Varlık
Varlık, insandan bağımsız olarak gerçek olandır. Arketip, varlığın kendini kurduğu değişmez kalıptır. (= mode of being) Arketip, yalnızca psikolojik bir imge değil; aynı zamanda ontolojik temeli de olan, varlığın tipikleşmiş formudur. Varlık, “olan”dır; arketip ise “olmanın kalıbı”dır.
Melek ve şeytan, ontolojik karşılığı da bulunan arketipik varlık modlarıdır. Melekî mod, saf itaat ve düzeni; şeytanî mod, kopuş ve kibri temsil eder. Bu modlar değişmez; çünkü bunlar tekil durumlar değil, varlığın sabit kalıplarıdır.
Ontolojide bu kalıplar kendinde ne ise odur; insan onları yaratmaz. Fenomenolojide ise bu kalıplar insanda deneyim, yönelim ve anlam olarak açılır. Şeytanî kalıp, gölge, dürtü ve kopuş eğilimi olarak; melekî kalıp, berraklık, yön bulma ve itaat eğilimi olarak tecrübe edilir. Arketip, ontolojide kalıp; fenomenolojide deneyimdir.
İnsan, bu yapının içinde ne sabit bir arketip ne de pasif bir izleyicidir. İnsan, bu sabit arketipik modlara yönelerek kendini kuran özne olup, hakikati, yöneldiği ve tekrar ederek yerleştiği mod ile belirler.
İrade, bu yönelmenin merkezidir. İnsan, tekrar eden tercihlerle kendi istikâmetini daraltır ya da açar. Süreklilik kazanan yönelim, alışkanlığa; alışkanlık, karaktere; karakter ise neredeyse kaçınılmaz bir yönelişe dönüşür. Kur’ân’ın ifade ettiği kalp mühürlenmesi, iradenin yok olması değil; alternatif üretme kapasitesinin fiilen donmasıdır. İnsan hâlâ ister, fakat artık başka türlü isteyemez hâle gelir. Başlangıçta modlar arasında hareket eden insan, süreç içinde tek bir moda sabitlenme eğilimi gösterir.
Bu sabitlenme ontolojik değil, süreçseldir. İnsan yaşadığı sürece yönelme imkânı ilke olarak tamamen ortadan kalkmaz. Ölüm gelmeden önce dönüş ihtimali açıktır; fakat her tercih bu ihtimali genişletir veya daraltır. Kapı kapanmaz, daralır ve fiilen geçilmez hâle gelir.
İnsan ontolojik varlığı belirleyemez; yalnızca ona yönelir, seçer ve fiile döker. Nihai hüküm, yaratma ve son karar Allah’a aittir.
Tanrı’ya yönelim ise ontik değil, fenomenal düzlemdedir: İnsan Tanrı’ya doğrudan ulaşamaz; ancak niyet ve fiil aracılığıyla O’na yönelir ve bu yönelme insanda fenomenal bir tecrübe olarak açılır. Duâ, ibâdet ve tefekkür yönelmenin araçlarıdır; irade ve niyet, yönelmenin dinamizmini sağlar; tekrar ve süreklilik yönelmenin yoğunluğunu oluşturur. Ontolojik olarak erişilemez olan Tanrı, insan için fenomenal olarak tecrübe edilir.
Kapalı ve nihâî formül : Varlık insandan bağımsızdır. Arketip, varlığın değişmez kalıbıdır. Bu kalıplar insanda fenomen/al olarak açılır. İnsan bu açılımlara yönelerek kendini kurar. Tekrar, yönelimi ve yönü sabitler, mühürlenmeye götürür. Ölüm öncesi dönüş ihtimali ilke olarak açıktır. Tanrı’ya yönelim fenomenal olarak tecrübe edilir; Tanrı’ya ontolojik erişim, insan için mümkün değildir. Nihai hüküm Allah’a aittir.
Yorumlar
Yorum Gönder