BİRİKİM

Biriktirmeden birikim. Maddî ve manevî bi çok şey biriktirilebilir : Para, itibar, bilgi, vb.

Para (= mal, mal da paradır) gibi biriktirilen şeyler, verilince (dağıtılınca) azalır; itibar ve bilgi ise verilince (dağıtılınca) azalmaz, tam tersine artar.

Rabbimiz, malı/parayı (da) biriktirmeyin, verin ki artırayım, diyor; biz, en azından verilen paranın/malın burada azalacağına, ötede artacağına inanıyoruz; ama bura bize, öteden daha cazip geliyor.

İtibar ve bilgiyi de biriktiriyoruz. Daha doğrusu itibarı ve bilgiyi mal/para biriktirmek (= daha çok para/mal kazanmak) için biriktiriyoruz. Bilgiyi ve itibarı “kritik yerlerde” kullanıyoruz. Know-how ve/veya kripto bilgi nedir?!. Stratejik ve özel, rekâbette avantaj sağlayan bilgi. (= formül.) Bu bilgi kimdeyse, güç ondadır. “Bilgi, güçtür.” F. Bacon.

Kapitalizm, kapitali (= parayı/malı) elde etmek ve biriktirmek için her şeyi kullanır. Kazanç için her yol (her şey) mübahtır. Ahlâk da itibar da paraya fedâ edilir.

Kapitalizmle mücadele, paranın, itibarın ve bilginin kullanımdan geçer. İtibarı ve bilgiyi para için kullananlar; bi başka deyişle, parayı, itibarı ve bilgiyi biriktirenler, (âhirete inanıyoruz deseler bile!) kapitalizmle aslâ mücadele edemezler. Onlar, itibarı parada (= maddî zenginlikte = para biriktirmekte) ararlar.

Oysa, asıl itibar, biriktirmede değil, vermededir. 

Verilen her şey artar. Veren kişiye Allah, sürekli verir. Allah verdikçe, kişi de verir. Bilir ki kendisine verilen (para-pul, bilgi, itibar = ızzet), kendi malı değil, emanettir; biriktirmek için değil, verilmek için verilmiştir.

Hırslı (= tamahkâr) adam, mala/paraya (servete) doymaz (= açgözlü) adamdır. Sürekli ister. (Bknz. 74/12-14.) İtibarı ve bilgiyi, mala/paraya ve makama (dolayısıyla servete) transfer etmek için kazanan adam da aynıdır. Böyle adamların gözünü ancak toprak doyurur. (Buradaki toprak, arsa değil, ölümdür.) 

Verdiklerimizden en ufak bir karşılık, teşekkür bile, beklemeden, sadece karşılığı Allah’tan bekleyerek vermeliyiz; ki o zaman, vermenin ne olduğunu ve bizde neleri artırdığını anlarız.

İlmin de imanın da paranın da verince artacağını bilmek = görmek istiyorsak, Allah için vermeyi öğrenmeliyiz.

“ve ehsin kemâ ehsenellahü ileyke” (28/77.)

Allah için verilen her şey, veren kişiyi temizler. Zekât, temizleyen mala (ilgiye ve bilgiye) verilen addır. (Bknz. 7/103.)

Verilen “şeyler” ile, sadece karın/mide doyurulmaz. Sadece karın acıkmaz; akıl ve gönül (= kalp) de “acıkır”!. Ama, karnı/midesi doymayan, aklının ve gönlünün (= kalbinin) acıktığını bilmez.

...

40 yıllık (bilgi) birikimimi biriktirmeden!, sadece yakınlarıma değil, herkese (= aklı ve gönlü aç olanlara) “bedavaya” (= karşılıksız) verdiğimi düşünüyorum. Biriktirmeden sözcüğünün önündeki (!) işareti, bendeki birikimlerin, verdikçe azalmadığı, aksine arttığının işareti.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP