YOKSA, YOKTUR!.

Yoksa, yoktur.

Varsa, vardır.

Var ki, varız.

(Büyük V'ler O'nun Varlığını; küçük v'ler bizim varlığımızı ifâde ediyor.)

Olmasaydı, olmazdık. = O yok olsaydı, biz de yok olurduk.

Her dâim (= her ân), O’nun Varlığına muhtacız. 

O’nun Varlığıdır bize varlık veren.

O Var olduğu sürece, biz de var olacağız. Ama O, bizi yok etmek isterse, ânında yok olacağız. Her şey O’nun isteğine (= iradesine) bağlı.

İradesini değiştirebilir.

...

Bizim varlığımız, O’nun Varlığına bağlı, ama O’nun Varlığı başka hiçbir şeye (ve hiç kimseye) bağlı değil. Öyle olsaydı, O ilâh olamazdı; varlığı bi başkasına bağlı olana ilâh denmez.

O, Samed’dir. = Herkes O’na muhtaç; O, hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç değil. O, doğmamış, O’nu biri doğurmamış (= var etmemiş, varlığa çıkarmamıştır) = “lem yelid ve lem yûled.” O, Ehad’dir = Benzersiz Tek’dir, Bir’dir. Allah-u Ehad. “Ve lem yekün leHû küfüven Ehad.”

O’ndan da daha “geriye doğru” gitmek isteyen akıl, teselsüle düşer; teselsül, ya yokluğa (= nihilizme) ya da çıkmaz sokağa girer.

...

Biz de o kadar çoook şeye (ve kimseye) muhtacız ki, bunları “bir tek noktada”! (= Kendi Kendine yeten Kâdir-i Mutlak bir İlâh’ta) toplayamazsak, her bir şeye tapar hâle gelir = şirke düşeriz. 

...

O, iradesini değiştirmediği sürece var olacağız. Varlığımız, O’nun Varlığına (ve iradesine) bağlı. O’nun Varlığı, O’nun iradesinden, ilminden, kudretinden, vesâir sıfatlarından ayrı değil. O, (hâşâ) “birleşik”, ordan-burdan toplanarak yaratılmış ve tamamlanmış bir Varlık değil. (Vahdet-i Vücûd.)

O’nun Varlığının (= mâhiyetinin ve Hüviyetinin) künhüne (= aslına, özüne) hiçbir akıl vâkıf olamaz; olsaydı, ilâhlar çoğalırdı.

Var ki, varız. 

Var olmasaydı, ne var olabilir ne de varlığımızı sürdürebilirdik.

O, varlığını O’ndan bilenlere ve varlıklarını sürdürdükleri için O’na şükredenlere mükâfat (= ödül); nankörlere de mücâzât (= ceza) va’dediyor.

“El-Hamdülillâhi Rabb-il Âlemîn. Er-Rahmân Er-Rahîm. Mâlik-i (Melik-i) yevm-id Dîn. İyyaKe ne’abudu ve İyyaKe nesteîn...”

Âlemlerin Rabbi O. O, Rahmân ve Rahîm olduğu için âlemler varlığını devam ettiriyor. Bu varlık devam ederken, din (= hesap) günü de yaklaşıyor. O günün Mâlik’i/Melik’i = Sahibi/Kral’ı da O.

Sadece O’na ibâdet (= kulluk) etmez, ve sadece O’ndan yardım dilenmezsek, (= “İyyaKe ne’abudu ve İyyaKe nesteîn.”), o gün işimiz çook zor.

Başka bir çıkış yolumuz ve çaremiz de yok.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP