BEKLENTİ
Beklenti, umut mudur?!. Biraz, tam değil. Beklenti, sanki tamah ile umut arasında bişey. Tamah, aşırı istek, kısa vadeli beklenti, açgözlülük ve doymazlık; umut, henüz gerçekleşmeyen ama gerçekleşmesi beklenen. Bu ikisini (beklenti ve umudu) zamana yayarsak, beklenti, kısa vadeli veya peşin; umut, uzun vadeli, veresiyedir.
Dünyaperestlerin beklentisi peşin, kısa vadeli; âhiretperestlerin beklentisi veresiye, uzun vadelidir.
Uzun vadede güven esastır.
Hiçbir iş beklentisiz yapılmaz.
Ama önemli ve değerli olan, kimden ne beklediğimizdir.
Kimden ne bekliyorsak, ona “gebeyiz.”!. Buradaki gebe, borçlu olmak veya borçlu kalmak anlamındadır, mecazdır. Borçlu olduğumuz kişi, bir gün bizden borcunu (faiziyle) isteyebilir.
Pekiî Rabbimize borcumuz ve O’ndan beklentimiz!.
O’na hem borçluyuz hem de O’ndan beklentiliyiz. = O’ndan bişeyler (sözgelimi cennet) bekliyoruz!.
Bizler ne acâib varlıklarız!.
O ne “mübarek” bir Rab!.
Verdikçe veriyor, verdiğini bilenlere ve Kendisine güvenenlere (= inananlara) çook daha fazlasını va’dediyor.
Bilmeyen ve güvenmeyenlere (= inanmayanlara) azâb/azâp edeceğini söylüyor.
Elhamdülillah. Fe-Sübhânellah. Allah-u Ekber.
O, va’dinden dönmez.
Yorumlar
Yorum Gönder