YE'CÜC & ME'CÜC

Ye’cüc ve Me’cüc, Kur'ân’da adı geçen bozguncu kavim. Bu kavmin kim (= hangi milletten) olduğu ve nerede yaşadığı meçhul, tartışmalı; kelimelerin Arapça mı, İbranice mi, Âramice mi, Yunanca mı olduğu da kökeni de. Arapçada eccece  (اجج), ateş yakmak; teeccece (تأجج) ateşi tutuşturmak. Belli ki bu kavim, ortalığı yakıp-yıkan, ateşe veren azgın, iki büyük vadi (set veya dağ) arasında yaşayan (= “izâ belegâ beyn-el seddeyn”), sözden anlamaz ve söz dinlemez (“lâ yekâdûne yefkahůne kavlen” 18/93.), yeryüzünde fesat çıkaran (“müfsidûne fil arz” 18/94.) bir kavim. Bu kavimin komşuları Zülkarneyn’den yardım istiyorlar. Geçmişte yaşamış bu kavmin hakkından Zülkarneyn gelmiş, onların yaşadığı iki seddi, bir sed hâline getirmiş = birleştirmiş ve onları bu sedde/seddin arkasına hapsetmiş. (Bknz. 18/94.)

Bunu nasıl yapmış?!.

İki dağın (seddin) arasını demir (ve muhtemelen çelik) parçalarını eriterek = lehimleyerek kapatmış (lehimleme, üfleme/körükleme ile yapmış = infehû!); üzerine de erimiş bakır dökmüş. (Bknz. 18/96.)

O gün bugün, bu kavim bu seddi aşamamış. Ama bi gün aşacakmış!. (Bknz. 18/97-98.)

...

Zülkarneyn kim?!. 

Tartışmalı. Ben kelimenin anlamına odaklıyım. Zû, sahip; karn, kimine göre boynuz; bana göre karîneden (işaret, ipucu) tesniye, iki karineye sahip kişi. Nedir bu iki karîne?!. Zâhir ve Bâtın ilmi, ilim. Nitekim, 18/84’de buna işaret var. = “ve éteynâhu min külli şey”in sebebâ”. Sebeb/sebep kelimesi sûrede dört kez geçer. Zülkarneyn, doğu ve batıya yolculuğa çıktığında bir sebebe tâbî oldu, denilir. Bence, bu sebepler (yolculuklar) bir sonuca/amaca ma’tuftur. Sonuç = amaç da doğuda ve batıda adâleti sağlamak; zulmü ve haksızlığı ortadan kaldırmak. Bu da hem zâhir ilmi (= maddî güç) hem bâtın ilmi (= manevî güç) ile olur. Bâtın ilmi (= manevî güç) olmazsa, ortaya Ye’cüc ve Me’cüc’lerin gücü gibi bir güç çıkar.

Sanki, vahşi kapitalizmle, aşırı ve ölçüsüz silahlanmayla dünya, Zülkarneyn’in yaptığı seddi delmek üzere = deliyor; çağdaş Ye’cüc ve Me’cüc’ler geliyooor!.

Bizi bunlardan kurtaracak “çağdaş Zülkarneyn’ler”! neredeler?!. Herhalde gelmeyecekler, ve artık Sûra üflenecek!. = “ve nufihâ fi-s sûr” (18/99.)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP