OKUL

Okul, ekoldür (ecole). Batıda ve doğuda, felsefede, kelâmda, dilde, tefsirde bir çok okul vardı. Felsefe okulları (= ecolleri); kelâm, dil ve tefsir okulları (= ecolleri). İdealizm, materyalizm, realizm, pragmatizm, naturalizm; mu’tezile, selefiye, imamiye, ehl-i sünnet; Basra dil okulu, Kûfe dil okulu; rivâyet ve dirâyet tefsir okulları (= ecolleri) gibi.

Okullar (= ecoller), bilgiye yaklaşım biçimini ve ortak zihniyeti (= paradigmayı) ifâde ederler.

Okullar açıldı. Bizim okullardaki zihniyeti (= paradigmayı) merak ettim; bu amaçla MEB’in internet sayfasından Türkiye Yüzyılı Maarif Modeline (= TYMM) baktım. Eklektik bir modelle karşılaştım. Eklektizm, değişik (batılı ve doğulu) görüşleri bir araya getiren “karma ve seçme” bir modeldir. Bir modelin özgünlüğü (= orijinalliği), zamana, şartlara ve imkânlara uygunluğu ile ölçülür. Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar ve imkânlar (= Türkiye’nin bu yüzyılı), doğu-batı entegrasyon modelini dayatıyor gibi duruyor. Doğudan da batıdan da vazgeçemiyoruz. Dünkü doğu modelleri de bugünkü batı modelleri de kendi özel şartlarında doğdu, ve miadını doldurdu. Ama hâlâ onlardan kalan evrensel değerler de var. Doğu modelleri genelde, sembolik (idealist); batı modelleri genelde, pratik ve pragmatiktir. (materyalisttir.)

Biz, materyalizmden idealizme (dünyadan âhirete) doğru bir yol bulmalıyız. Sırf materyalizm ile yetinmek, dünyevî rekabete (ve savaşa) yol açar. Bunun en bariz göstergesi savunma (silah) teknolojisindedir. Sırf idealizm ile yetinmek, dünya hayatının realitelerini (= gerçeklerini) görmezden gelmektir. Oysa din bizden hem dünyayı, hem âhireti DÜNYADA ma’mur etmemizi ister. (Ma’mur, imar etme, güzelleştirme.) Dünyada, âhiretin imarı akıldan çıkarılırsa, dünyanın imarı çirkinleşir. Tıpkı bu, yağmurun (pardon rahmetin) dünyayı imar etmesi gibidir. Eskiden yağmurun adı rahmetti; batılı (seküler) paradigma, değişime dilden (= dil devriminden) başladı. Dil değişimi (hatta yeni bir dil öğrenimi), zihniyet değişimi demektir. Dil devrimi, hafızaya format çekmek, geçmişte yaşanan tecrübelerle bağı kesmek, cinayet işlemektir.

Okullar (= ekoller), dille öğretim verirler. Okullar (= ekoller), kullandıkları dilin içinde zihniyetlerini de taşırlar = aktarırlar. Eğitim ise büyük oranda ahlâkîdir. Etik, ahlâkın öğretilen (dile gelen) değerleri ile ilgilenir. Bu yüzden, öğretim, eğitimden; eğitim, öğretimden ayrılamaz. İyi bir öğretmen (= muallim), öğrettiklerini bizzat uygulayandır. Böyle bir öğretmen (= muallim), öğrencileri (= talebeleri) için rol modeldir.

“lime tekûlůne mâ lâ tefalûn?!. = Söylediğiniz şeyleri neden (niçin) kendiniz yapmıyorsunuz?!. Veya yapmayacağız şeyleri neden (niçin) söylüyorsunuz?!.” (61/2.)

Bizdeki eğitim-öğretim sistemi bizi, ‘hocanın (hem öğretmen, hem camii, hem üniversite hocası) dediğini yap; yaptığını yapma’ noktasına getirdi.

Umarım, yeni açılan Milli Eğitim Akademisinde bu konuların üzerinde durulur, ve özgün bir ekol bulunur. 100-150 yıldır eğitim sistemiyle çok oynandı ama tüm oynamalar 1924 yılında Türkiye gelen = getirilen eğitimci (= eğitim filozofu) John Dewey’in kurduğu maarif sistemini değiştiremedi. John Dewey, materyalist ve pragmatistti. Eğitim sistemimiz hâlâ materyalist ve pragmatist. TYMM’den de bu koku geliyor; bu kokuya âhiret (= hesap = sorumluluk) kokusunu ilâve etmemiz şart. 

Bugün, 18 milyon öğrenci, ‘yetişsin’ diye bu okullara (= ekollere, devlete) emanet edildi. Emanet kutsaldır. Kutsal, dînî bir kavramdır. Okullarımızda “kutsala’ yer vermezsek = seküler eğitimde ısrar edersek, bu çocuklar ‘hebâ’ olur. Ben, 25 yıl boyunca aldığım eğitimin (= zihniyet aktarımının) bendeki olumsuz etkisini 50 yaşından sonra fark edebildim; hâlâ da bu olumsuz etkiden kurtulmaya çalışıyorum.

Bugün okullar, iyi (= itâat eden) yurttaşlar ve iyi (= itâat eden) vatandaşlar yetiştiriyorlar. Bazı bakalorya diploması veren okullar ve üniversiteler de küresel yurttaş (= küresel vatandaş) yetiştirmeye çalışıyor. ‘Kul yetiştiren’ okul (= ekol) yok desem, şimşekleri üzerime çekerim. Oysa, yetişen çocuklar, içinde yaşadığımız (ulusal ve küresel) sistemin kulları.

O’na kul olmayan, herkese ve her şeye kul olur. Sadece O’na kulluk özgürlüktür.

En ideal (= en iyi, en mükemmel) eğitim-öğretim sistemi, kula kulluğu reddeden, sadece Allah’a kulluk eden insanları yetiştiren sistemdir. Bu sistem tutarlı bir sistemdir; ve bu sistemin teorisi (bilgisi) pratiğine (eylemine, ameline) uygundur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP