ŞEHİTLİK ve ŞEHÂDET
İkisi de ŞHD (= شهد), şâhit olma.
Şehitler ölümsüzdür; çünkü hoşnut (= Rablerinin ‘hoşuna giden’) bir ölümle “ölmüşlerdir”!.
“Allah yolunda öldürülenlere (= ölenlere), ölü demeyin. Onlar diridir, siz bilemezsiniz.” (2/154.)
Allah yolunda = Allah’ın rızasını (= hoşnutluğunu) kazanmak için öldürülenler (= ölenler), ölü değildir, diridir. Onlar, şâhitliklerini şehitlikle taçlandırmışlar ve ölümsüzlükle tanışmışlardır.
Rabbim herkese (= her Müslümana) şâhitliğini şehitlikle taçlandırmayı nasip etsin. Budur son nefeste şehâdet. (getirmek?!.) Bu şekilde ölüm, ölümsüzlüktür ama onu bize ‘farklı (basit) bir şekilde’ öğrettiler; her işin olduğu gibi bunun da kolayına kaçtılar!.
Buna “güzel ölüm” de deniyor. Güzel ölümün tekbir çeşidi yok; binbir çeşidi var. Güzel bir şekilde ölmek için illâ savaş meydanında (= cihatta) olmak gerekmiyor; cehdin bi çook (binbir) çeşidi var; her yer cehd meydanı.
Önemli olan, niçin (= ne niyetle) o meydanda bulunduğumuz.
Nasıl yaşarsak, öyle öleceğiz ve öyle dirileceğiz. Bu dünyada ne ekersek, onu biçeceğiz. “Dünya, âhiretin tarlasıdır.”
Yorumlar
Yorum Gönder