İSBAT-İSPAT

Bi çok alanda ispat var : mantıkta, matematikte, dinde, ...

Bir önermenin doğruluğu veya yanlışlığı, ispat gerektirir. Önerme (eski adıyla kaziye), doğru da yanlış da olabilir; doğruluk ve yanlıştık, ispatla olur. 

İspat, bi tür testtir.

Mantığın isbatı, postula(t)lara uygunluğuna göredir; matematiğin isbatı, formüllere göredir; iki alanın isbatı da “kesin ispat” değil, “yakın ispattır”; bilimin kesinliğini hâkim paradigma belirler, hâkim paradigma değişirse, kesinlik de değişir. (Paradigma, bilimsel anlayış modeli, kalıbı; bilime yaklaşım biçimidir.) “Açık” bilime, her ân yeni veriler (= bilgiler) dâhil olur, onlar da paradigma değişimine yol açar = açabilir.

Pekiî dinin isbatı (dinde ispat), neye göredir, kesin midir?!. Biraz açayım; bu sayede de esas meramıma biraz yaklaşayım. Kişi, kendi kendine, ben Mü’min/Müslim/Müslüman biriyim diyorsa, veya Allah’tan başka ilâh yok (= lâ ilâhe illâ, Allah) diyorsa, bunu nasıl ispat edebilir/iz?!. (Biliyorsunuz, lâ, nefy; illâ, ispat.)

Ben bir Mü’minim/Müslimim/Müslümanım diyen biri, Mü’minliğini/Müslimliğini/Müslümanlığını, sözlerinden çok, eylemleri = yaşantısı ile ispat (= test) eder. Bu da (bize göre) “kesin bir ispat” değildir. Kişinin Mü’minliğini/Müslimliğini/Müslümanlığını kesin olarak belirleyecek Olan, ve bu konuda kesin hükmü verecek Olan, Allah’tır. Bu “karar” da büyük mahkemede verilecektir. Ama, kendini Mü’min/Müslim/Müslüman gören biri, aslâ Mü’minliğinden/Müslimliğinden/Müslümanlığından şüphe etmemeli; bir taraftan hep daha iyi bir Mü’min/Müslim/Müslüman olmanın peşinde olmalı, diğer taraftan da korku ve ümitle (= havf ve recâ ile) büyük mahkemenin kararını beklemeli.

Allah’tan başka ilâh yok (= lâ ilâhe illâ, Allah) diyen Mü’minin/Müslimin/Müslümanın durumu da aynı/benzer.

Kesin ispat, bütüüün delilleri hesaba katarak gerçekleşen bi şeydir. Bizler, bütüüün delillere vâkıf değiliz, olamayız da. Bütüüün delillere vâkıf olmadan bi başkasının Mü’minliği/Müslimliği/Müslümanlığı hakkında karar verme, hiç bir Mü’minin/Müslimin/Müslümanın hakkı da haddi de değildir. Kişi, ben Mü’minim/Müslimim/Müslümanım diyorsa, BİZCE Mü’mindir/Müslimdir/Müslümandır; ve kimse ona sen Mü’min/Müslim/Müslüman değilsin (= dinden çıkmış bir sapıksın = mürtedsin) diyemez. Bunun çoook acı bedelini Sıffın ve Cemel sonrası yaşadık. Tarihten ders almalıyız. Tarih, tekerrür etmek üzere!.

Not : Bu yazıyı niye yazdım?!. Bazı haddini bilmez “din adamları”!, sanki Allah kendilerine yetki vermiş gibi birilerine çok kolay “sapık” diyebiliyorlar da ondan.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

KİP

SOLUK