YAZI

Yazı, yazarın değil, yazarın düşüncesinin ölümüdür. Yazar yazıyı, okuru diriltmek için yazar. Okur diri ise yazı, okurun seviyesine göre ya diriliğine dirilik katar ya da okur o yazıyı bir kenara kaldırıp atar.

Yazar, yazarak düşüncesini “öldürür”, kendini “ölümsüz” kılar. Yazı, donuktur; okur, donuk yazıyı çözer, yazının donuk yapısını söker. (= dekonstrüksiyon)

Düşünce ölmez. Sözün ve yazının arkasında düşünce vardır; ama söz ve yazı olmadan düşünce ortaya çıkmaz/çıkamaz. Söz ve yazı, düşüncenin doğumu gibi görünse de, aslında söz ve yazı düşüncenin ölümüdür. Ama bu ölüm, başkasında doğuma yol açan bir ölümdür.

Bazı yazılar ve sözler, “sakat doğuma”; bazı yazılar ve sözler de “sağlam doğuma” yol açar.

Doğum sonrası hayat, herkeste aynı değildir.

...

Kitâb, düşüncenin ve sözün yazılı, yazıya dönüşmüş hâlidir.

...

Şeytanın ve şeytanlaşmış insanların da sözleri ve yazıları (kitapları) vardır; onlar, dinleyicilerine ve okurlarına hayatı “cehenmem” ederler. 

...

Kitâb (= Kur’ân), herkesin (= her insanın) doğum (= ölüm) sonrası hayatını mutlu ve huzurlu kılmak için indirilmiştir. = Kitâb’ı (= Kur’ân’ı), doğru okuyup-anlayanların hayatları dünya ve âhirette mutlu ve huzurlu olur. Dünya, ilk ölüm = doğum sonrası hayat; âhiret, ikinci ölüm = doğum sonrası hayattır.

“Kur'an’dan indirdiğimiz şeyler, Mü’minler için şifa ve rahmettir; zâlimlerin ise yalnızca hüsranını arttırır.” (17/82.)

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَاراً

Zâlimler, Kitâb’ı (= Kur’ân’ı), doğru (= iyi niyetle) okuyup-anlamayanlar, dolayısıyla da yaşamayanlardır.

Kitâb’ta (= Kur’ân’da), Allah’ın âyetleri (= Sözleri) vardır.

“O halde Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi hadîse (= söze) inanacaklar?!.” (45/6.)

 فَبِاَيِّ حَد۪يثٍ بَعْدَ اللّٰهِ وَاٰيَاتِه۪ يُؤْمِنُونَ

Bütün sözlerin ve yazıların doğruluğu ve yanlışlığı, Kitâb’a (= Kur’ân’a) uygun olup-olmadığına göre belirlenir. Hakem, Kur’ân’dır. Kur’ân’ın hakemliği, Allah’ın Hakîm’liğinden = Allah’tan güç alır. Allah, El-Hakîm’dir. Hakîm, Kitâb’ta 97 (doksanyedi) yerde geçer, beşi Kur’ân’a nisbet edilir. 92’si, biz-Zât Allah’a nisbetlidir.

Kur’an’ı doğru anlamak ve yaşamak, Onun doğru “yapı sökümüne” (= dekonstrüksiyonuna) ve doğru yorumuna (= hermönotiğine) bağlıdır. Bağlam da anlamı etkiler, hatta belirler; ve anlamı, yaşanan hayata bağlar. Hayattan kopuk anlam olmaz. Kur’ân, hayatı “şekillendirilmek” için indirilmiş bir Kitâb’tır; (hâşâ) “ölü bir yazı = metin = text” değildir. Onu okuduğumuzda “canlanmıyorsak”!, Ona “ölü metin” muamelesi yapıyoruz demektir.

Kur’ân, yazı değildir.

...

Makale

Makale kâle (= قال)’den = söylemeden ism-i mekân, sözün mekân bulması, yazı hâlini alması.

Söz, uçar; yazı kalır. Yazının “kalıcı” olması, harflerin kâğıtta ve elektronik (= digital) ortamda  mekân tutmasıdır. Söz, uçar; sözün mekânı “havadır”; havaya yazı yazılmaz.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MÂÛN NE DİYOR?!.

İMAN - AMEL İLİŞKİSİ

KİP