MUHASEBE
Muhâsebe : Hesap yapma. Kârı-zararı belirleme.
İyi (= nitelikli) “yatırımcı”, vizyon sahibidir; önceden iyi hesap yaparak gelecekte iyi kazanacağına inanır. = İyi yatırım, ileride (gelecekte) iyi (para) kazanmak için yapılır.
İyi bir diploma ve iyi bir staj da iyi bir yatırımdır.
Hayat, bir yatırım olarak görülemez mi?!.
Bence, en iyi, en nitelikli ve en akıllı “yatırımcı”, hayatı bir yatırım olarak gören kişidir.
En iyi, en nitelikli ve en akıllı “yatırımcı”, ‘yarın daha çok kâr’ elde edecekse, ‘bugünün az kârından’ vazgeçebilen = bugünün az kârını yarının çok kârına fedâ edebilen kişidir.
Herkes, aynı ekonomik, fizikî, kültürel şartlarda işe ve hayata başlamaz. Kiminin şartları kötü, kimininki iyidir. Kötü şartlarda başlayanlar, daha kötüyü; iyi şartlarda başlayanlar, daha iyiyi; kötü şartlarda başlayanlar, daha az kötüyü; iyi şartlarda başlayanlar, daha az iyiyi seçmeye ve yapmaya devam edebilirler. Önemli olan, tercihlerimizin ve yönümüzün (= istikâmetimizin) doğruluğudur. “ihdinâ-s sırât-al müsteqîm.” (1/6.) Buradaki “görece farklılıkların” (= zenginliğin, soyluluğun, makamın/rütbenin, ilmin, vb.) bizâtihi hiç mi hiç bir önemi yoktur; onların kullanım biçimi ve yeri önemlidir. Allah-u A’lem Rabbimiz bizi değerlendirirken, içinde bulunduğumuz şartları ve imkânları göz önünde bulunduracak, ve kulum içinde bulunduğu şartlarda nasıl ve ne yönde bir tercihte bulunmuş = nereden nereye gelmiş diye bakacak.
Şöyle açıklayayım. Adam, 20-30 yıl eğitim almış, 40 yaşında, devlette önü açık, iyi bir kadro almış, iyi (para) kazanmaya da başlamış, çook daha fazlasını da kazanabilecekken, 50 yaşında işi bırakmış, emekli olmuş. Emekli maaşının, çalışırken aldığı maaşın onda biri (1/10) bile olmadığını bile bile. Bu adam, bi çoğumuza göre iyi ve nitelikli bir yatırımcı değildir ve doğru ve yerinde bir karar da vermemiştir.
Bu adam, ya “deli”! ya da 50 yaşında kazandığından daha fazlasını kazanacağına inanan, başka türlü bir kazancın peşinde olan biri.
50 yaşına gelmiş ve emekli olmuş bir adam, emekli olunca ne yapar da daha çok kazanacağına inanır?!.
Eski kazancından (para, prestij, vb.) daha farklı bir kazanç türünü fark etmiştir, onun peşine takılmıştır. Aksi hâlde, emekli maaşına talim etmezdi.
Bu adam, eski kazancının kendisini kötünün daha kötüsüne doğru sevk ettiğini fark etmiştir; ve emekli olma kararıyla, yönünü, kötünün daha az kötüsüne, az kötüden de az iyiye ve daha sonra da daha iyiye doğru bir yönelişin kararını vermiş olabilir.
Ama yine de bu adam, çoğumuza göre akıllı biri (bir yatırımcı) olarak görülmez.
Niye?!.
Çünkü, “akıllı yatırımcıların”! kazanç beklenti va'desi kısadır, ve onların kazançları para ile ölçülür. Bu adam, “deli”! bir yatırımcıdır, ve onun muhasebesi (= kâr-zarar hesabı) farklıdır. Belki de kaybedecektir!, müflis bir yatırımcı olacaktır!.
“Her kim Rahmân’ın zikrine (= öğüdüne) karşı duyarsız olursa, Biz ona bir şeytanı musallat ederiz. Artık şeytan onun yakın arkadaşı/dostu olur. Şeytanlar, onu/onları doğru yoldan saptırdıkları hâlde, o/onlar hâlâ kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. (= yehsebune). (43/36-37.) Sanırlar diye çevrilen kelime, yehsebune; hesap yapma.
Herkes bi hesap yapıyor. Bakalım kimin hesabı doğru çıkacak.
Yorumlar
Yorum Gönder