BAŞARI
Başarı : Muvaffakiyet. Muzafferiyet.
Başarı, bir işi, istenilen ve istediğimiz şekilde sonuçlandırmamız.
İstenilen ve istediğimiz. İlkinde verilen (alınan) bir görev var; ikincisinde bizim kendi isteğimiz söz konusu.
Pekiî, bize verilen görev de bizim isteğimiz de başarıyı belirleyebilir mi?!. Veya önümüze çeşitli engeller (= mânialar) çıkar da bize verilen görevi (= başkalarının isteğini de bizim isteğimizi de) başaramazsak, başarısız mı olmuş oluruz?!.
Bu, başarının bizi nereye götürdüğüne (götüreceğine) bağlı.
Sözgelimi çook çalışarak çook iyi bir üniversite (= bölüm) kazanmış biri, iyi bir iş (kariyer, makam) sahibi olunca başarılı mı olmuş olur?!. Ya o iş onu, hiç umulmadık, hesapta olmayan ‘mâcerâlara’! (olmadık haksızlıklara, adâletsizliklere) sürüklemişse!. Bu, onun kazancı mıdır kaybı mıdır?!.
Bazen, başarının önündeki engeller (= başarısızlıklar) nimettir, lutüftur; ama bu, kişide aslâ bir tembelliğe yol açmamalı. Kişi : Gayret benden, tevfik Allah’tan demeli; Allah’a tevekkülü ilke edinmeli. Çünkü insanoğlu, hangi işin hayırlı (= iyi) olduğunu tam olarak bilemiyor.
Bilelim ki başarısız oldum diye üzülmenin hiç kimseye hiçbir faydası yok.
“Ne yeryüzünde ne de kendinizde meydana gelen bir musibet yoktur ki Biz onu gerçekleştirmeden önce bir Kitâb’ta yazılmamış olsun. Kuşkusuz bu, Allah’a çok kolaydır. Bu, kaybettiklerinize üzülmemeniz, Allah’ın verdiği şeylerle de şımarmamanız içindir. Allah, kendisini beğenip böbürlenen hiç kimseyi sevmez.” (57/22-23.)
Kimin başarılı, kimin başarısız olduğu, nihâî ve kalıcı olarak hesap gününde belli olacak. Geçici başarılara ve başarısızlıklara fazla üzülmenin de fazla sevinmenin de bir anlamı yok.
Yorumlar
Yorum Gönder