NÂGATALLÂH
Göklerin ve Yerin Mülkünden İnsanın Emanetine : Kozmik Denge, Sosyal Adâlet ve Mülkiyet Hesabı Kâinat, sarsılmaz bir ortaklaşa nöbet düzeni ve mutlak bir denge üzerine kurulmuştur. Güneş ışığını ve ısısını hiç kimseden esirgemez; ay, geceyi aydınlatma görevini gündüzden devralırken mülk iddia etmez. Şems Sûresinde göğe, yere, geceye ve gündüze yapılan o muazzam yeminler (11 yemin), insana makro âlemdeki ortak ekosistemi öğretir. Evren, kelimenin tam anlamıyla ilâhî/ilâhın bir kamu alanıdır. Ancak insan, bu kozmik kamu düzeninin içine adım attığında, varoluşsal bir imtihanla karşı karşıya kalır : Mülkiyetle kurduğu ilişki. Arap dilinin derinliklerinde inkârcı psikolojisini vuran o sert “LÂ!” (= Hayır! Sandığınız gibi değil!) haykırışı, aslında insanın yeryüzündeki en büyük yanılgısını parçalar. İnsan, sınırları kendine ait olmayan bir dünyada, sahip olduğu metaları, toprakları ve su kaynaklarını kendi mutlak gücü zanneder. Oysa Kur'an’ın mülkiyet felsefesinde, insan bir mâlik (mutla...