PİŞMANLIĞIN ONTOLOJİSİ
Pişmanlığın Ontolojisi “Yâ leytenî…” Kur’an’daki en ağır ifadelerden biridir bu. Çünkü bu sözde artık inkâr yoktur. Savunma yoktur. Retorik yoktur. Kendini kandırma imkânı yoktur. Sadece çıplak hakikat vardır. Dünyada insan, kendisi hakkında hikâyeler kurar. Kendini yorumlarla örter. Yanlışını gerekçelendirir. Nefsini yeniden anlatır. Hakikati eğip büker. Kendine başka bir benlik inşâ eder. Ama parantez kapanınca anlatılar da kapanır. (Doğumla bu parantez açılır, ölümle kapanır.) Orada artık insan, söylediğiyle değil; olduğu şeyle karşılaşır. “Yâ leytenî” işte bu karşılaşmanın sesidir. Bu yüzden bu ifade basit bir üzüntü değildir. Çünkü dünyadaki pişmanlıkların çoğu hâlâ egonun içindedir : • Keşke kaybetmeseydim, • Keşke yanlış yatırım yapmasaydım, • Keşke onu bırakmasaydım, • Keşke bunu söyleseydim… Bunlar hâlâ dünyanın dili. Ama Kur’an’daki “yâ leytenî” ontolojik bir kırılmadır. İnsan, ilk kez kendisini hakikat ışığında görür. Ve şunu fark eder : • Ben, yaptıklarımdan ayrı değildim. ...