KUR’ÂN’DA KIYÂMET
Kur’ân’da Kıyâmet: Uyarı mı, Korku mu, Hakikat mi?!. Kur’ân’da kıyâmet ne salt bir korku üretimi ne de yalnızca ahlâkî bir uyarı metnidir. Bu iki okuma tek başına alındığında eksik kalır. Çünkü kıyâmet anlatısı, insan bilincini yönlendiren bir psikolojik araç olmaktan önce, varlığın hakikatle zorunlu karşılaşmasını ifade eden ontolojik bir ifşadır. Bu yüzden kıyâmet, tek bir anlam düzleminde değil; çok katmanlı bir hakikat alanı olarak iş görür: uyarı (inzar), sarsma (tahvîf) ve hakikatin açığa çıkışı (ifşâ) aynı yapının farklı yüzleridir. 1) Uyarı (= İnzar) Boyutu : Yönün Yeniden Kurulması Kıyâmet anlatılarının ilk işlevi insanın varoluş yönünü yeniden kurmaktır. “İnzar” dili, geleceğe dair bilgi vermekten çok, bugünün anlamını dönüştürür. İnsan hayatı artık ertelenmiş bir akış değil, hesapla ilişkilenen bir sorumluluk alanı hâline gelir. Bu anlamda kıyâmet : • Sadece “gelecekte olacak bir olay” değil, • Şimdiyi yeniden kuran bir ufuktur. Zamanı uzatmaz; aksine zamanı karar anına sıkı...