ZEKÂT
ZEKÂT : MALIN DEĞİL, İNSANIN TEMİZLENMESİ İslâm’ın şartları denildiğinde genellikle kelime-i şehâdet, namaz, oruç, zekât ve hacc sıralanır. Biz şimdiye kadar bunların dördünü konuştuk; fakat zekâtı konuşmadık; dolayısıyla “şartları” tamamlamadık. Bu metinde zekâtı konuşacağız. Zekât, diğer ibâdetlerden farklı olarak insanın yalnızca Allah’la ilişkisine veya kendi bedeniyle ilişkisine değil, doğrudan mal, mülkiyet, servet, toplum, adâlet ve siyasal otorite ile ilişkisine dokunur. Bu yüzden zekâtı yalnızca, “zengin Müslümanın fakire vereceği belirli bir miktar para/mal” şeklinde anlamak, onun anlam alanını olağanüstü daraltmak olur. Zekâtı anlayabilmek için en başa dönmek gerekir. İKÂME VE ÎTÂ Kur'an’da namaz ve zekât çoğu zaman birlikte anılır :أَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُ وا الزَّكَاةَ = “Salâtı ikâme edin ve zekâtı verin.” Burada ilk dikkat edilmesi gereken şey, ikâme kelimesidir. “Salâtı ikâme etmek”, yalnızca bizim bugün “namaz kılmak” dediğimiz bireysel ritüeli yerine getirmek ...