Kayıtlar

ŞEYTANI TANIYALIM

ŞEYTANI TANIYALIM İnsan, Şeytan ve İrade Arasındaki İlişkiye Kur’ânî Bir Bakış Giriş : Şeytanı neden tanımalıyız?!. Şeytan hakkında konuşmak, çoğu zaman iki aşırılığa götürülür. Bir tarafta şeytan, insan üzerinde neredeyse sınırsız gücü bulunan, insanı istediği her şeyi yapmaya zorlayabilen bağımsız bir kötülük gücü olarak tasavvur edilir. Böyle bir anlayışta insanın sorumluluğu zayıflar; insan, kendi tercihlerinin faili olmaktan çıkar ve şeytanın mağduruna dönüşür. Diğer tarafta ise şeytan tamamen insanın içine taşınır: kötü arzu, karanlık bilinçdışı, bastırılmış dürtü veya insanın kötülük eğilimi şeytan olarak adlandırılır. Bu durumda ise Kur’ân’ın şeytanı konuşan, çağıran, aldatan, vaat eden ve irade kullanan bir fail olarak anlatan dili açıklanamaz hâle gelir. Kur’ân'ın ortaya koyduğu tablo bu iki indirgemeye de sığmaz. Şeytan ayrı bir fâildir, fakat mutlak güç değildir. İnsanla muhataplık kurar, fakat insanın iradesini ele geçiremez. Telkin eder, kandırır, yanıltır, süsler ve ...

ÂDEM’E İSİMLERİN ÖĞRETİLMESİ

ÂDEM’E İSİMLERİN ÖĞRETİLMESİ Başlangıçta İsim Vardı İnsanın bilgi serüveni, Âdem’e isimlerin öğretilmesiyle başlar. Kur’ân bunu kısa fakat son derece yoğun bir ifadeyle bildirir : وَعَلَّمَ آدَمَ الْأَسْمَاءَ كُلَّهَا “Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti.” (2/31.) Bu cümle, insanın yalnızca neyi bildiğini değil, bilmenin kaynağını, imkânını ve amacını da gösteren bir başlangıç noktasıdır. Çünkü burada ilk öğreten insan değildir. İlk öğretmen Allah’tır. İlk öğrenci Âdem’dir. Dolayısıyla insanın bilgi üretme kabiliyeti, kendisinden başlamaz. İnsan, bilginin sahibi olarak değil, öğrenen bir varlık olarak başlar. Allah dışında öğrenmeden öğreten yoktur. İnsan, ne kadar bilir hale gelirse gelsin, varlığını kendisine öğretmiş olanın önünde daima talebedir. Kiminin “ilkokulu”, kiminin “lisesi”, kiminin “üniversitesi” vardır. Fakat bütün bu dereceler, aynı büyük mektebin farklı sınıflarıdır. İnsanlığın bütün bilgi tarihi, nihayetinde İlk Öğretmen’den öğrenilenlerin farklı derecelerde kavranılması...

TEVHÎD VE ŞİRK

TEVHÎD ve ŞİRK PARÇALANMA NEREDE VE NASIL BAŞLADI?!. Giriş İnsanlık tarihinin en büyük problemi Allah’ın varlığını inkâr etmek değildir. Tarihin büyük kısmında insanlar zaten bir yaratıcıya inanmışlardır. Buna rağmen çatışmalar, zulümler, putlar, tâğutlar ve şirk ortadan kalkmamıştır. Demek ki problem, sadece “Allah vardır veya Allah yoktur.” meselesi değildir. Asıl problem, hakikatin parçalanmasıdır. Kur'an’ın tevhîd çağrısı da tam bu noktada başlar. Çünkü tevhîd, yalnızca Allah’ın bir olduğunu haber veren bir inanç cümlesi değildir; parçalanmış hakikati yeniden ilâhî birlik içinde okumaya çağıran bir varlık tasavvurudur. Bu sebeple tevhîdi anlayabilmek için önce şu soruya cevap vermek gerekir : Parçalanma nerede ve nasıl başladı?!. 1. Temyiz ile Tefrik Arasındaki İnce Çizgi İnsan aklı anlamak için ayırır. Bir hekim, insan bedenini organlara ayırarak inceler. Bir dilci, cümleyi kelimelere ayırır. Bir fizikçi, maddeyi parçacıklarına kadar analiz eder. Bir hukukçu, olayları unsurlar...

EPİSTEMİK UYUŞMA

Epistemik Uyuşma : Noktanın Kaybından Bilincin İğfaline - Modern İnsan İnsan, varoluş sahnesindeki ilk geri çekilmeyi belki de dili gevşeterek başlattı. Rus yazar ve hiciv ustası Aleksandr Kanevskiy’e atfedilen o çarpıcı Noktalama İşaretleri metaforunda anlatıldığı gibi, insan önce bağları kuran virgülü kaybetti; düşünceleri birbirinden koptu. Ardından coşkunun, öfkenin ve şaşkınlığın işareti olan ünlem elden gitti; duygularını ifade etme gücü zayıfladı. Sonra merakın ve sorgulamanın kapısını açan soru işareti kayboldu; soru sormak, dolayısıyla araştırmak ve anlamaya çalışmak gereksizleşti. Nihayet felsefî ve geometrik düzlemde başlangıcın, sınırın ve belirlenimin sembolü olan nokta da ortadan kalktığında, geriye yalnızca sessizlik kaldı. Çünkü nokta yalnızca bir dil işareti değildir. O, bir şeyin nerede başlayıp nerede bittiğini, neyin ne olduğunu ve neyin diğerinden ayrıldığını belirleyen en temel işaretlerden biridir. Noktanın kaybı bu bakımdan yalnızca yazının değil, ayrım yapma...