Kayıtlar

Kasım, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

CİNLER

CİNLER : AYRI BİR VARLIK TÜRÜ MÜ, TEBLİĞİN YENİ MUHATAPLARI MI?! 1. SORUYLA BAŞLAMAK Cin, ayrı bir varlık türü müdür?!. Yoksa Kur’an’da cin diye anılanlar, insanın henüz tanımadığı, kendisine uzak ve yabancı kalan insan toplulukları olabilir mi?!. Bu soruyu sormak, cinlerin varlığını inkâr etmek değildir. Kur’an’ın cinler hakkında söyledikleriyle, bizim onlara yüklediğimiz anlamların birbirinden ayırma çabasıdır. Çünkü bir kavramı daha baştan belli bir varlık tasavvuruyla sınırlarsak, Metni o tasavvurun içinden okumaya başlarız. Ardından da kendi yorumumuzu Kur’an’ın açık hükmüymüş gibi kabul edebiliriz. Öyleyse önce hüküm vermek yerine soralım : Kur’an, cinlerin insanlardan farklı bir varlık türü olduğunu açıkça bildiriyor mu; yoksa bu, âyetlerden hareketle geliştirilmiş bir yorum mu?!. 2. KELİMENİN ANLAM ALANI Cin, cân, cenîn, mecnûn, cennet ve cünnet kelimeleri Arapçada aynı kök ailesiyle ilişkilidir. Bu kelimelerde örtülme, gizlenme veya görünür olmama anlam alanı öne çıkar. Cenîn,...

ZÜBDE-İ ÂLEM

ZÜBDE-İ ÂLEM CİRM VE AĞIRLIK : İNSANI AĞIRLAŞTIRAN NEDİR?! 1. Zübde-i Âlem Ne Demektir?! Zübde; öz, özün özü, bir şeyin en seçkin ve değerli kısmı demektir. Lübb kelimesi de bir şeyin özü, içindeki en saf ve esaslı kısmı anlamına gelir. Lübb-ün lübb ise özün özü, en derin ve en saf özdür. Bir şeyin zübdesi, onun bütününden süzülüp çıkan en değerli tarafıdır. İnsana verilen zübde-i âlem nitelemesi de bu açıdan oldukça anlamlıdır. İnsan, kâinatın fiziksel bakımdan en büyük, en ağır veya en çok yer kaplayan varlığı değildir. Tam tersine, kâinatın büyüklüğü karşısında son derece küçüktür. Fakat burada önemli bir düşünceyle karşılaşıyoruz : İnsandaki lübb-ün lübb neyse, kâinatta da insan odur. Yani insan, kâinatın fiziksel büyüklüğünü temsil etmez; onun anlam bakımından özünü temsil eder. Pekiî, bu düşünceyi nasıl temellendirebiliriz?!. Önce cirmimize ve ağırlığımıza bakalım. 2. Cirmimiz ve Ağırlığımız Cirm, bir cismin fiziksel büyüklüğünü, kapladığı yeri anlatır. Hacim ise cismin uzayda ka...

NÜHÂ

NÜHÂ : YAŞAYARAK SELİMLEŞEN AKIL İman, Amel, Kânitlik ve Vahyi Anlama İlişkisi 1. Nühâ : Aklın İnsanı Alıkoyma Gücü Nühâ (النُّهَى), Kur'an’da akıl sahiplerini ifade etmek üzere kullanılan dikkat çekici bir kavramdır. Tâhâ sûresinin 54. ve 128. âyetlerinde geçen üli-n nühâ أُولِي النُّهَى ifadesi, nühâ sahibi olanlar anlamındadır. Kelimenin nehy = نَهْي köküyle ilişkisi, onun anlam dünyasını aydınlatır. Nehy; engellemek, alıkoymak, bir şeyin yapılmasına karşı çıkmak demektir. Nühâ da insanı yanlış ve çirkin davranışlardan alıkoyan akıl anlamında kullanılır. Demek ki Kur'an’ın işaret ettiği akıl, yalnızca bilgi edinen, düşünen, karşılaştıran ve sonuç çıkaran bir yeti değildir. Aynı zamanda insanın davranışlarına yön veren, onu yanlışlardan alıkoyan bir işleve de sahiptir. Ancak burada bir soru ortaya çıkar : Akıl, insanı neye göre alıkoyacaktır?!. Ölçüsü nedir?!. Bu soruyu sormadan Nühâ’yı yalnızca aklın fren mekanizması olarak anlamak eksik kalır. Çünkü aklın bir davranışı eng...